logo

Ne Mutlu Bu Dünya’da Sade Yaşayarak İnsanlığın Faydası İçin Mücadele Edenlere

Cemil Öğütcü

Cemil Öğütcü
cemil@sadabadhaber.com


Ne Mutlu Bu Dünya’da Sade Yaşayarak İnsanlığın Faydası İçin Mücadele Edenlere

Yıllar önce başlığı dikkat çekici bir kitap okumuştum.’’ İçinizdeki Öküze Oha Deyin’’ başlıklı kitabın bir bölümünde günümüz insanını av hayvanına benzetiyor ve şöyle diyordu: İnsanoğlu  her sabah evinden çıktığı zaman her şeye  av penceresinden bakar. Bu gün ne kadar para kazanacağım,  nelere sahip olacağım… hangi eğlenceleri elde edeceğim diyerek  çılgınca bir dünyalık  peşinde koşar. Özetle: okuduğum kitap,  insanın merkezine dünyalıkları oturtuyordu

 Doğrusu günümüz  insanı  istisnalar hariç  bu haliyle içindeki Öküze  bir türlü  oha diyemiyor. Varsa yoksa av hayvanları gibi hep dünyalık ve nefis için mücadele ediyor. İnsanın bu durumunu  bilen Allah, gönderdiği kitabında da sürekli  bu konuyu ele alarak uyarmaktadır. Bir çok ayette, evlatlar, mallar, mülkler, makamların dünyanın süsü olduğunu, oyaladığını  söyler ve  mealen dünyanın bir tiyatrodan ibaret olduğundan bahseder.

Tüm dünya insanlığı  bu gerçeği bildiği halde maalesef bu sarhoşluktan ve dünya ya bağımlılıktan kurtulamaz. Sonunu gördüğü filmin senaryosunun ölüm olduğunu bildiği halde bu hasletlerinden (tapınaklarından) vazgeçemez. Kaldı ki imtihan alanı da burası olacaktır. İşte insanın bu olumsuz hasletleri ya da bağımlılıkları sömürüyü de beraberinde getirir. Mal, mülk, servet, makam, güç sömürünün en büyük araçlarıdır. Devletler, toplumlar, bireyler  bu imkanlara sahip olan herkes kendilerini hep imtiyazlı sanarak asırlardır insanlığı sömürmüşlerdir. Zamanla aşırıya giderek kendilerini Rab görmüşlerdir. Tıpkı Firavunlar, Karunlar, Tiranlar’da olduğu gibi. Günümüz modern dünyasında ise bu sistem,  Demokrasi kılıfı ile yürütülmektedir.  İsmini hatırlayamadığım bir batılı filozofun dediği gibi; ‘’Demokrasi, kölelere  efendilerini seçme yetkisi verilmesidir’’ der. Ne kadar güzel özetlemiş filozof.  Demokrasinin beşiği olduğu ifade edilen Emperyalist Amerika’nın da en çok kullandığı argüman Demokrasi değil midir?

Yıllardır Demokrasi diye diye tüm dünyayı haraca bağlayarak coğrafyaları kan göletlerine çeviren Amerika, ne de güzel sistemi yürütmektedir. Oysa ki Allah,  tüm insanlığın adalet eşitlik içerisinde sınıfsız, sınırsız, savaşsız bir şekilde yaşamasını ister. Bunu da gönderdiği kitaplarında, dinlerinde, peygamberleriyle taçlandırmıştır. Hep söylerim  Mekke’de Kureyş’in en zenginlerinden 1. Halife Ebu Bekir ile babası bile bilinmeyen köle Hz Bilal’i eşitleyen başka bir sistem yoktur.

Uzatmayalım: Şu sıralarda Türkiye’de Anayasa tartışmaları var. Belki Türkiye Toplumu buna hazır değil ama Kur’an referanslı Anayasa olmadığı müddetçe dünya insanlığı hatta tüm canlıların kurtuluşu asla mümkün  olmayacaktır. Herkes demokrasi diye bağırırken aslında kılıflandırılmış bir Kapitalizmin kölesi olmaya devam ettiğinin farkında bile değildir. Demokrasi,  sahiplerinin sesidir… Hoş bir sedadır. İnsanlık tıpkı Anadolu’nun Bozkırlarında kaderlerine terk edilmiş Yılkı Atları gibidir. Lazım olunduğunda çalıştırılır, kullanılır, işleri bittiğine ise dağa -bayıra, kurda -kuşa bırakılır.  Egemenlerin  kurduğu dünya sisteminin özeti budur. İşte; kendini sorgulamayan, öleceğini kestiremeyen Ademoğlu, Demokrasinin  sözde sunduğu ama asla vermediği dünyalıklar peşinde koşarak gerçek alemi de heder eder. İçindeki Öküze Oha Diyemeyen insanlık,  maalesef Rabbine de dönmez. Hayaller peşinde ömrünü  bir av hayvanı gibi tamamlayarak bu dünyadan göç eder. Mallardan, servetlerden,  evlatlardan, makamlardan vazgeçmeyenler, sömürü çarkının nimetlerinden yararlanan avcıları  ise zaten  Kur’an,  şirkle tehdit ederek ateşle müjdeler. Esas cehennemi dolduracak onlardır

Ne mutlu bu dünya’da sade yaşayarak insanlığın faydası için mücadele eden ve bir ‘’hiç’’lik mücadelesi veren insanlara… Ne mutlu akşam evine döndüğünde, başını yastığa koyduğunda; bugün insanlık ve Allah için ne yaptım diye kendini sorgulayanlara…

Kandiliniz Mübarek, Geleceğiniz Aydınlık Olsun

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...