logo

İNSANLIĞIN KÜNYESİNDE KÖLE YAZIYOR DA KİMSE FARKINDA DEĞİL.

Cemil Öğütcü

Cemil Öğütcü
cemil@sadabadhaber.com


Serveti ve iktidarı asırlarca eşitçe paylaştırmadılar. Allahın, insanlara gönderdiği nimetleri eşitçe paylaşın ve yiyin demesine rağmen bu nimetler için hep sınıf ve sınır koydular. İnsanları sömürürken de hep aynı argümanları, din ve etnik kökeni kullandılar. Millet, Allah’ın indirdiğine değil de kulların uydurduğu dine inandı. Toplumlar; Kur’an ,Peygamber yerine hoca, üstat şeyh, imam, mezhep,önder, lider demeye başladı.Gerçek rehber yerine, gerçek iman yerine İmansız Müslümanlığı tercih ettiler ya da böyle kandırıldılar.

İşte insanlık Hz. Peygamberden 15-20 yıl sonra binlerce yıldır ihtiraslarına kurban edildi. Ve o gün bugündür insanlığın künyesinde ‘’Modern Köle’’ yazıyor da farkında değil.

 Bu günkü toplumun tapınağı kesinlikle Allah değil kimse kimseyi kandırmasın… Tapınak başka. Tüm ilahi  dinlerin toplumları sadece ritüelci. Değiştirilmiş, bir dinin mensupları olarak beklide farkında olamadan Allah’a tapan yoktur. Fatiha Suresi’nin 5. ayetindeki ‘’Sadece sana kulluk eder, senden yardım dileriz’ buyruğuna  uyan var mı?   Herkes kendine bir baksın gerçekten ben kime tapıyorum, önceliklerim nelerdir, nelerden vazgeçemiyorum.  Gerçekten herkes iman etmiş olsa,  herkesin künyesinde modern köle yazar mıydı.

Her yıl Afrika’da çoğu çocuk olmak üzere 200 bin insan açlıktan ölürmüydü. 7 Milyar insandan 1.2 Milyarı aç yaşar mıydı

Bugün Türkiye toplumu da dahil tüm İslam Coğrafyası dünyevileşti. Müslümanlar kendilerine yeni bir isim buldular.Yeni isim Muhafazakarlık … Muhafazakarlar,  tıpkı bir av hayvanı gibi sabah evden çıkarken hangi dünyevilik hayallerime sahip olurun diye çaba harcıyorlar. Servet. Makam, şöhret ve şehvet için akıl almaz bir mücadele içine giriyorlar  . Bugünkü toplum ve muhafazakarlar istisnalar hariç cahiliye dönemi toplumu aratmazken, Allahın indirdiği dini tasfiye peşindeler.

 Bu tespiti sadece ben yapmıyorum. Bakın; Ak Parti’nin 4 kurucu isminden kurmay kadrosunda  Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ta  aynı lafları söylüyor.

 Arınç, Bursa’da birkaç gün önce bir programda konuşurken bakın nelere işaret ederek gerçekleri ortaya koydu.

İşte Bülent Arınç’ın sözleri;’’Son yıllarda çok dünyevîleştiğimizi fark ediyorum. Her şey paradan, her şey makamdan, her şey şöhretten, her şey şehvetten, mevki makam hırsı ile birbirimizin gözünü oymaktan geçiyor.” dedi. Hz. Üftade ve benzerlerinin yaşadığı hayattan alınacak çok örnekler bulunduğuna işaret ederken, insanların edepli olmaya çok ihtiyacı olduğunu vurguladı

Bazen televizyonlarda izliyoruz, çevresindekilerle ha haha  h hi hi, inşallah maşallah, başka bir şey yok. Kedicikler bilmem necikler. Bunlar da bir şey yaptıklarını zannediyorlar. İslam adına, iman adına, Kur’an adına, edep adına, namus adına, ar haya adına hiçbir şey bulamıyorsunuz.”

     Bazı kişilerin küçük işlerde başladıkları ticaretlerine dini alet ederek zenginleştiklerini savunan Bülent Arınç, sözlerini şöyle tamamladı: “Önce tencere tava işiyle başlayan birisi vardı, sonunda geldiği noktayı acı içinde görüyoruz. Bazı şeyler söylersem hemen isim koyacaksınız, filandan bahsediyor diye. Korkmam lazım. Bunlar da İslam’a çok zarar veriyor. Biz bunlarla yola gitmek yerine, bunlardan ne kadar uzak olsak, hakka o kadar yakın olacağız dişe düşünüyoruz. Müslümanlık  çok güzel bir şey. Ama herhalde örneğimiz IŞİD, El Nusra veya El Kaide değil. Müslümanlık bu değil çünkü.” Bülent Arınç her şeyi açıklarken kendinize gelin diyor.

MUŞLU VATANDAŞ İSTANBUL’DA YAŞIYOR LAKİN BOĞAZI GÖSTERMEMİŞLER

Biz yine dönelim konumuza; Muş’un Varto  ilçesinden İstanbul’a gelen bir vatandaş 25 yıldır Sultanbeyli ilçesinde yaşıyor. Hayatında hiç Boğazı görmemiş. Yani gelememiş, göstermemişler … Anlaşılan imkanı yok. Bu vatandaş sözde  İstanbul’da yaşıyor ve Müslüman yani köle. Ama her gün Boğazda ki   Kaşanelerinde, yalılarında yatarak 24 saat sefa sürüp, viskisini yudumlayan adamlarda Müslüman.

Allahın nimetlerine sınır koymak ve sınıf oluşturmak buna denir işte. Muşlu bir türlü bu nimetten yararlanamazken öbürü 24 saat sefa sürüyor. Boğazdaki yaşamında  mutlu, zengin olduğu için 40 ta bir Zekatta vererek cenneti garantiliyor. Lakin Sultanbeyli nde ki Boğazı göremeyen adam isyankar, yoksul olduğu için cehenneme gidiyor. İşte topluma uydurdukları din bu.

 Bizim mahallenin insanlarından dini bütün olanları, son yıllarda oldukça zenginlediler. Makam, şöhret ve servet sahibi oldular. Çok zenginler, düğün ve benzer etkinliklerini Haliç Kongre Merkezi’nde ya da Boğaz’ın Paşa yalılarında yapıyorlar. Orta sınıf muhafazakarlar ise  Topkapı’da  Panorama 1453 Sarayında aynı meziyetleri gerçekleştiriyor.. Düğünler, Kur’an tilaveti ile başlıyor, özgün müzik ve mehteranla şenleniyor. Şıklık ve takı yarışını hiç sormayın. İsraf haramdır ayetlerini ve hadislerini akıllara getiren yok.

   Şimdi sıkı durun; Haliç Kongre Merkezindeki bir düğünün bedeli eski parayla 200 milyar dan başlıyormuş. Gördünüz mü dindarlığın muhafazakarlığın ölçüsünü  …Aynı adamalar belki 50 defa umre yapmış kendi bünyesinde 800- ile 1000 lira arasında çalıştırdığı işçilerine de bol miktarda hurma ve tesbih getirmiştir. Üstelik 40 ta bir zekat vererek cenneti garantilemiştir.

 Etrafındaki 800 liraya çalışan, her zaman üzüldüğüm modern kölelerde ekmeğim ve rızkın amirinden, müdüründen, patronundan, başkanından geldiğini zannederek namazda – niyazda sistemin devam etmesi için dua etmektedir. Çünkü hocaları, şeyhleri, üstatları, liderleri, başkanları öyle demiştir ve gerisi teferruattır.

  Kur’an a ve Peygambere bakmaya gerek yoktur.  Halbu ki daha beş 10 yıl önce aynı safta idiler. Cihat biat ve itaat Allah rızası için mücadele veriyor sınıf ve sınırları yok etmek için paylaşma ve dayanışma göstererek cenneti garantiliyorlardı. Şimdi her ikisi de ayrı ayrı Gettolara ayrılarak birbirlerinden memnun olarak sistemin devamı için biri köle diğeri de Kral olarak yaşıyorlar. Tıpkı eski Mısır’daki gibi

Ama ben diyorum ki, benim inandığım dinde, Kitapta , Peygamberin tebliğ ettiği İslam da bu günkü düzen yoktur. Bu düzeni savunarak Allah ile aldatanları, Allah’ın indirdikleri ile değil insanların uydurduklarıyla amel edenlerin sonu hüsrandır.

Kimse kimseyi kandırmasın… Yeryüzündeki tüm cinayetler Mülkiyet ve cinsiyetten işlenmektedir. Kur’an’ın büyük bir bölümü mülkiyet üzerinedir. Allah tüm peygamberlerini mülkiyet ve şehvetin  zirveye çıktığı bu uğurda sınıf ve sınır sömürüsünün vahşet haline geldiği dönemlerde peygamberleri kurtarıcı, paylaştırıcı eşitleyici olarak göndermiştir.

Bu gün dünyanın en büyük sorunu zenginlik ve yoksulluk paylaşım ve mülkiyet sorunudur. Kendilerini muhafazakar olarak tanımlayan sözde dindarlar bu işlere dikkat etmelidir.

Bülent Arınç Bey’in dediği gibi.

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...