logo

YENİ TÜRKİYE ve REFERANDUM SEÇİMİ:

Yusuf Yoldaş

Yusuf Yoldaş
yusuf@sadabadhaber.com


Türkiye, bambaşka bir ‘çok yönlü döneme doğru’ evrilirken; siyaset, ‘çok boyutlu’ Türk tarihinin farklı bir dönemecine şahitlik etmeye hazırlanıyor… On bin yıllık Türk tarihinin kısmen solgun, çoğu zaman parlak ve aralıklarla ise hüzünlü dönemlerinden yeni bir tanesine daha girilirken; ‘talih kuşu ya da o muhteşem onur’ Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın omuzlarında yükselmenin şeref ve şanını bizlere yaşatmak üzere… Şayet, ‘önümüze çıkma cesareti gösterebilecek haris yerli odaklara’ düşman edasıyla muamelede bulunma zafiyeti ya da zayıflığı gösterilmezse… 

Zira tarihte ‘nice başarılı çıkışlara liderlik etmiş büyük şahsiyetler’ vardır ki; vizyonlarına uygun bir şekilde ‘asıl hedeflerine doğru ilerlerlerken’ önlerine çıkan küçük engellerle mücadele etmeyi hırs edinmişler, böylece de asıl hedeflerini unutmuşlar ve nihayetinde büyük yıkımlara vesile olarak silinip gitmişlerdir… İnsanlık tarihi boyunca ‘markalaşmış dahi ve karizma’ sayılarının binlerle ifade edilmemesinin anlamı başka hangi şekilde ifade edilebilir?… Hele ki; her şeyin ayan beyan kitlelere kolaylıkla servis edilebildiği bilişim çağı koşulları içerisinde bulunduğumuz da dikkate alınacak olunursa, günümüzde ‘kötülüğü kötülükle def etme’ hasletinden mutlaka kaçınılması gerektiği daha iyi anlaşılacaktır… 

Bu bağlamda,referandum seçimine doğru hızla yaklaşılırken; Türkiye’nin yeniden şahlanışına vesile olabilecek liderlik, yapılanma ve çıkışlara karşı gerek dış, gerekse dış yönlendirmelerin etkisinde kalabilecek iç karalamalar ya da gruplaşmalar olabilir… İşte asıl böyle kritik ve hassas dönemlerde sabırlı, metanetli, soğukkanlı, sağduyulu, kucaklayıcı, babacan tavırlarla kitleleri sevk ve idare etme başarısı gösterebilenler asıl hedeflerine emin adımlarla ilerleyebileceklerdir inşallah… Öyle ise, artık ‘gerilim oluşturucu girişimleri değil, halkın beklentilerini gündemine alan’ bir liderlik sergilemenin zamanının geldiği bilinciyle hareket edilmelidir… 

Hâlihazırda, Türkiye halkının büyük çoğunluğunun beklentisi ‘Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhur’un Başkanı olacağı’ yönünde olmasına karşın; elbette, kaderin nasıl bir şekilde tecelli edeceğini illa Yaratan (c.c.) bilir… Açıkçası, 16 nisan 2017 tarihinde yapılacak olan Referandum seçiminin sonucu nasıl tecelli ederse etsin; sağlam bir şekilde temelleri atılmakta olan bu yeni dönemin, Yeni Türkiye’nin mimarı Sayın Erdoğan’dır… Bunu herkes böyle biliyor, bilmeli, bilecek… Sevseniz de sevmeseniz de; yiğidin hakkını yiğide vereceksiniz, o yiğit, “şayet sevmediğiniz” ‘Recep Tayyip Erdoğan’ olsa bile… Zaten, 2002’lerin Türkiye’si ile 2017’lerin Türkiye’sini karşılaştıran iyi niyetli, insaflı ve vicdanlı herkes bu görüşümüze şapka çıkaracaklardır… Gerçi, ‘Yeni Türkiye’ henüz tüm boyutlarıyla şekillendirilmiş değil; ama ‘giriş bölümünün belirginlik kazanmış olması’ bile bize çok şeyler ifade edebiliyor…

Yeni Türkiye; olabildiğince ‘bağımlı ilişkilerden arındırılmış’ yönü ile öne çıkacağa benziyor, tıpkı ‘Putin Rusyası’ gibi… Yeni Türkiye’nin; medeni demokrasi, hukukun temel ilkeleri, insan onuru, temel hak ve özgürlükler konularında ‘tam yol’ ilerleyişini süreceği kanaatindeyiz, tıpkı Osmanlı dönemindeki gibi… Yeni Türkiye’de; iktisadi hayatta ‘kendi ayakları üzerinde duran ve rekabetçi anlayışı tüm alanlarda geliştiren’ bir ekonomi modeli devreye girdirilirken, ‘faize dayalı ekonomi modelini dışlayan’ bir anlayışa net bir şekilde dönüleceğine inanıyoruz, tıpkı merhum Erbakan’ın önerdiği gibi… Yeni Türkiye; askeri sahada ‘NATO’ya bağımlı ve İslam dünyasına duyarsız’ anlayışı tamamen terk ederek, ‘Doğu ile Batı arasında köprü’ rolünü üstlenecektir, tıpkı D-8 projesinin hedefinde olduğu gibi… vs vs…

Elbette, dünya politikasında “yeni bir güç” olarak doğabilmenin bedelleri, riskleri, zorlukları, gerekleri ve sorumlulukları varken; bu ağır yükü göğüsleyebilme güç, kudret, yetenek, bağlantı, vizyon ve karizması olmayanların ‘ortalıkta dolanarak gölge etmeleri’ sadece milletimize ve Türk tarihine değil, aynı zamanda İslam âlemine de büyük bir ihanet olacaktır… ‘Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ mantığı burada işlemez, işletilemez, işletilmemeli… Bu yönden bakınca; Sayın Erdoğan’ın sıklıkla ‘tavizsiz tavırlar’ içerisine girmesini, yerine göre ‘hodri meydan’ dercesine gemileri yakmasını, aralıklarla ‘beyaz kefen’ vurgusu yapmasını anlayışla karşılamak gerekir… 

Köhneleştirilmiş bir yapıyı ‘krallara yakışır’ kabilinde bir değişimsel dönüşüme tabi tutan bu liderin önüne engel çıkarmaya çalışmak hiçbir şekilde kabul edilmez, edilemez, edilmemelidir… Her şeyin bir onuru ve namusu vardır, evet ‘aklınıza gelebilecek’ her şeyin… Peki, Başbakanlığı,Cumhurbaşkanlığı döneminde ‘Türkiye’ye çağ atlatmış’ olan bir insanla “güya siyaseten” mücadele etmenin bir onur ve namusu olamadı mı, olamaz mıydı, olmamalı mıydı?… Türkiye’de ‘her renk ve kesim’ ilk defa bu son on küsur yılda kimliklerini, benliklerini, haklarını vs kazanmadılar mı?.. Baskıcı rejimin ‘göz açtırmaz’ baskılarından bunalarak “hile-i şer’iyyeye” sapanlar, ilk defa Sayın Erdoğan’ın dirayetli mücadelelerinden sonra rahata ermediler mi?… Eee… 

O halde, ‘projesi ve iddialı yönetim modeli’ olanlar önümüzdeki Referandum seçimine ‘kucaklayıcı, inançlı, duyarlı, tahammüllü, hoşgörülü’ tavırlarıyla hazırlanmayı sürdürsünler; ama lütfen ‘belden aşağı vurarak ve birilerini dışlayarak’ değil…  Önümüzdeki 16 nisanda  yapılacak olan evet hayır  seçimine‘renk katabilmek’ için, olabildiğince çok sayıda vatandaşımızın sandık başına gitmeleri  doğru olacaktır… 

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İnönü’ye Ne Dediler? Ne Cevap Verdi?

    19 Mayıs 2026 Köşe Yazıları

    İnsanlık,  yeryüzünün doyumsuz vahşileri tarafından aynı metotlarla sömürülmeye devam ediyor. Sömürürken de  hiçbir ahlak kuralı, vicdan duygusu göz önünde bulundurulmuyor. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar öyle vahşice katlediliyor ki;  vicdan sahibi hemen herkes,’’ Neden kıyamet kopmuyor? Neden zalimler helak olmuyorlar?  sorusunu soruyor Ama maalesef elden bir şey gelmiyor. Bizler halk olarak hep şunun peşindeyiz; Vuralım, yakalım, yıkalım, öldürelim … Kimi; İsrail’i,  Amerika’yı,  Çin’i, Rusya’yı … Ne Kadar z...
  • Sınırsız,sınıfsız,sömürüsüz,savaşsız, bir dünyayı özledik

    23 Nisan 2026 Köşe Yazıları

    Ezanla geldik sela ile gideceğiz … Fakir geldik, malımızı, mülkümüzü bırakıp gideceğiz. Hepsini bıraktıklarımız yiyecek beklide onlarda bıraktıklarımız yüzünden kavga edip birbirini yiyecek. Peygamberimiz diyordu ya; ‘’Ümmetimin İmtihanı maldan olacak’’ Hakikaten mal imtihanından önemli bir şey yok  günümüzde. Etrafıma baktığımda miras yüzünden kavga etmeyen aile yok. Nerede sözde dini bütün insan varsa onların bile kavgası  bile mal –mülk … Klasik ritüellere hapsolmuş hesap gününde kendilerinin bu sayede kurtulacağını sanıyorlar. On...
  • FARKINDAMISINIZ KÜRESEL ÇETE ÇÖKÜYOR

    23 Mart 2026 Köşe Yazıları

    Mübarek ramazan ayın da bile yüzlerimiz gülmedi… Her bir tarafımız kan revan içinde kaldı. Maalesef coğrafyamızdaki hesaplar ve oyunlar küresel çeteciler tarafından daha da şiddetlendirilerek bu bölgeyi yaşanamaz hale getirildi. Bu coğrafyanın Müslümanları ne zaman gülecek ya da of be  rahatladık deyip nefes alacak . Ne zaman sınıfsız, sınırsız, savaşsız, ve sömürüsüz bir yaşama kavuşacak … Artık adalet ve  barış yurdu özlemine kavuşmanın zamanı geldi Ama bu özlemin yakın olduğuna inanmaktayım. Çünkü küresel çete, vahşetini zir...
  • Gazze’de Bizim,  Gök Mavi  Ay Yıldızlı Türkistan da

    02 Mart 2026 Köşe Yazıları

    Rahmet Ayı Ramazan’ın ortalarına yaklaştığımız şu günlerde   ibadetlerin bedensel olarak yaptıklarımızın yanı sıra mali  bölümünü asla unutmamalıyız. Özellikle mazlum coğrafyalarda aç açık yaşayan insanlar sadaka ve zekatlarla desteklenmelidir.  Yığdığımız servetleri bu vesile ile temizlemek durumundayız.   Allah,  kitabında yığıp, servet depolayanları ateşle uyarırken Hz Peygamber  hiçbir şeye lanet ve beddua okumazken;  servet depolayanlara beddualar etmiştir. Maalesef insanlık bu kadar zulüm ve ...