logo

ZAVALLI ESKİ BAKANDAN TIK YOK

Ömer Şafak

Ömer Şafak
omer@sadabadhaber.com

Yaklaşık 3 bine yakın twitter takipçim 800’e yakında facebook arkadaşım var. Zaman zaman gazetemizin haberlerini duyurmak için sosyal paylaşım sitesini kullanırım. Takipçiliğim sadece haber içerikli, bilgi edinme yada bilgilendirme amaçlıdır. İstisnalar hariç başka amaçlı kullanmam. Birde gazete için bol bol resim indirir arşivlerim.

Ancak bu sosyal medyayı kullananlar genelde dini argümanları kullanarak kendilerini alim yerine koyuyorlar. Bu işi yaparken de çal, kopyala, yapıştır metodunu uyguluyor, kendilerinin bir şeyler yaptığını zannediyorlar. Bir de; bol miktarda yemek yerken, yatarken, uyurken günlük yaşamındaki her kareyi paylaşanlar var.

 Esas bahsetmek istediğim konuya gelince; Dini argümanları  kullanarak tebliğ vazifesi yapanlara kızıyor hiç tasvip etmiyorum. Özellikle her hafta atılan Cuma Günü kutlama mesajları, dini ve mevlit günlerindeki kutlamalar vıcık vıcık  istismar, riyakarlık kokar. İstisnalar hariç elbette samimi olanlar vardır, lakin be insanların çoğunun karakterlerini yaşam biçimlerini bildiğim için bu mesajlarıyla hiç örtüşmemektedir. Bir nevi ucuz din tacirliğinden başka bir şey değildir.

İŞTE BİRİ YAKALANDI

İşte bu mesajları her Cuma atan sahtekarın biri, bir bakan açıkça yakalandı ve rezil oldu. Allah işte bir adamı böyle rezil eder. Egemen Bağış isimli eski bakanın telefon konuşmaları iğrenç olduğu kadar adamın çıkar ve menfaati için neler yapabileceği de ortaya çıktı. Tam bir sekiz yüzlü Mürai tiplemesi.

Bu zat, Ak Parti Hükümeti’nin prenslerinden ve sözde saygın bir kişiydi. İşte Allah bir insanı böyle perişan eder önce Yolsuzluk iddiası ile damga yedi ardından din tacirliği ortaya çıktı. Benim çok üzüldüğüm ise muhafazakar Demokrat  bir parti iddiasında olan bir partinin hiçbir yetkilisinin bu derece vahim bir konuda ses çıkarmayışıdır. Ne çıt çıkaran, ne bir kelam eden ne kınayan ne de ayıp etti diyen var.

Yazık şu bizim mahallenin insanlarına üç günlük dünyada hiç değer mi…  Başınıza bu işle ilgili bir iş gelse bile şereftir, Allah Katında mükafattır.   Neden korkuyor, neden çekiniyorsunuz?

Yazık şu koca koca  profesör ünvanlı ilahiyatçılara…  Yazık şu dindarlara …Yazık şu sözde İslamcı saray, kırıntıcısı köşe yazarlarına, Entelektüellere, aydınlara… Sizler vicdanınızı siyasetin aktörlerine kiraya bu derece mi verdiniz.

 Yolsuz, talancı, yalancı, inkarcı, alaycı bizim mahalleden olunca koru ve kolla, başkalarından olunca lime lime  linç et.  Yok böyle bir şey …  Benim inandığım Allah, Kitap, Peygamber böyle bir şey demiyor.  Böyle bir anlayış içimi dağlarken, hiçbir şey yapamamanın üzüntüsünü yaşıyor, sadece kin ve buguz gütmekle yetinebiliyorum.

 Yeter artık bizleri Allah ile aldatmayın, bizleri kandırmayın bu işin sonunda mahşeri Kübra var. Artık numara yapmayın, bildik demode olmuş  argümanlarla bizleri aptal yerine koymayın.

 Siz Egemen Bağış denilen bir inkarcıyı , alaycıyı bile hala içinizde barındırıyorsanız yolun sonu bugün olmasa da yakında görünüyor demektir.

 Yazık …  Çok yazık.

Not: Kuran’ı Kerime bu iğrenç ve inkarcı hakaretleri lafları söyleyerek alaya alan diğer muhatap  gazeteci Metehan Demir’i kınamakla birlikte ne kadar kin ve nefret duygularımı beslesem de yinede davranışından dolayı önemsiyorum. Hiç kıvırmadan, montaj, dublaj demeden ‘’ tüm milletten özür diliyorum, yanlış yaptım, ben böyle bir insan değilim’’ dedi ve CNN Türk televizyonundaki her gün yaptığı programını da bırakarak televizyondan ayrıldı. En azından netliğini ortaya koydu.

  Bir de bizim mahallenin insanları, Aydın Doğan’ı her platformda linç etmekle mahirdir. Ama O Aydın Doğan, bu davranışından dolayı Metehan Demir’i kapı dışarı koydu. Hem televizyon hem de gazetesinden attı.

  ÖZÜR

Bu makale gazetemiz Sadabad Haber’de sehven (yanlışlıkla ) Metin Zor ismiyle yayınlanmıştır. Arkadaşımız Metin Zor ve tüm okurlarımızdan özür dileriz.

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...