logo

Yol Kenarında Bağı olanın Başı Dertten kurtulmaz

Cemil Öğütcü

Cemil Öğütcü
cemil@sadabadhaber.com


Çok güzel bir ülkede yaşıyoruz. 4 Mevsimi bir arada, etrafı denizlerle çevrili cennet bir ada ülkesiyiz. Hemen herkesin gözü bu ülkede… Etrafımız ateş çemberi … Asırlardır bu bölge  için yapılan planlar saat gibi işlemektedir. Beka sorunumuz yüzyıllar öncesinden bugüne devam etmektedir. Eskilerin bir sözü vardır; ‘’ hanımı güzel olan ile  yol kenarında bağı olanın başı dertten kurtulmaz’’  derler. İşte bizim ülkemizin durumu bu söze benzemektedir. Yurt dışına çıkarak doğudan- batıya bir çok coğrafyayı,  bir çok ülkeyi gezme fırsatım oldu. İnanın bizim ülkemizden daha güzel bir vatan toprağı yoktur.

Durum bu iken, bizlerin gidecek bir yeri de yoktur. Bizim bizden başka dostumuz ise hiç yoktur. Onun için toplum olarak üsluplarımıza özenle dikkat etmek durumundayız. Mezhepsel, etnik ve ideolojik ayrışmaları terk etmeliyiz.  Ateş çemberinin etrafında birbirimize sahip çıkarak kardeşlik iklimini zirveye çıkarmak mecburiyetindeyiz.

 Aksi halde Yunus Emre’nin dediği gibi ‘’bölüşürsek tok, bölünürsek yok oluruz’’. Asıl meselemiz Suriye’ye gelirsek; harekat başlatıldıktan  sonra dost düşman herkes gördü ki İstiklal savaşı şartlarını yaşıyoruz. Doğudan Batıya,  dinlisi, dinsizi, emperyalisti, sömürüleni, özetle;  sözde Müslümanı -Hristiyanı bize karşı birleşti. Kendi topraklarımızda işgalci onlar olmasına rağmen bizi işgalci ilan ettiler. Yani beklenen bir kez daha deşifre oldu.

İslam Coğrafyasında, sömürgeci ve katil batının  ciddi olarak çekindiği 2 ülke var biri ; Türkiye…  Diğeri ise  İran.  Hal böyleyken  İran’a zaten yıllardır ambargo uygulayarak hareket alanını yok etmiş Rusya’ya mecbur bırakmışlar.  Biz Türkiye’yi ise Nato Hapishanesi’ne sokarak kımıldatmamışlar. Diğer sözde İslam Ülkeleri  istisnalar hariç yok hükmündeler. Zaten bu durumu Amerika açıkça beyan ediyor. Ne diyor? ‘’ Biz sizleri Türklerden ve İranlılardan sürekli koruyoruz bunun bedelini de elbette ödeyeceksiniz’’ diyerek tüm zenginlikleri tarumar edip mafya usulü her yıl ekonomileri sıkıştığında gelip tahsilatlarını yapıyorlar. Özetle yıllar önce kendilerinin yetiştirdiği prensleri o ülkelerin başına memur atayarak sistemlerini onlarla çok güzel istikrarlı bir şekilde yürütüyorlar… Durum bu iken biz,  İran ve birkaç İslam ülkesi haricinde onlar için  sorun asla görünmüyor.

Şu halde yapılması gereken önce İran,  ardından Türkiye’yi imha etmek. Bunun için ise demokrasi, hukuk insan hakları gibi  kullanılacak argümanlar bir bir deşifre olduğu ve inandırıcılıkları da kalmadığı için şimdi bildik senaryoyu tekrar sahneye koyuyorlar. Nedir  o senaryo? ‘’Kürt meselesi’’ O kadar Kürtleri düşünüyorlar ki sormayın… Tam 100 yıldır bu iş için uğraşıyorlar(!) Allah aşkına Amerika bölgede bir Kürt Devleti kurmak istese,  100 defa kurmaz mıydı? Onun için Türkiye’de milyonlarca insanın dile getirdiği ABD ve Batı, Kürt Devleti kuracak tezine ve öngörüsüne asla katılmıyorum. Amerika bu bölgede başta İsrail olmak üzere onlarca ufacık devletler kurdu. Çıkarı olsaydı Kürt Devletini de kurardı. Ama Batının bu bölgeden çıkmaması için çok önemli bir etnik, mezhepsel yapılanmaya ve  ayrıştırmaya  ihtiyacı vardı. Mezhep ayrışmaları ile bölgeyi bir şekle getirdiler. Şimdi etnik bir argüman gerekli O da Kürt kimliği. Esasen Kürt kardeşlerimizde bu oyuna gelmemekte PYD ve PKK terör örgütleri üzerinden bu kimlik kaşınmaktadır. . ABD ve yandaşları sürekli ateist Kürtlerle diyalog halinde olup onları sürekli kullanarak sözde Kürtlerin temsilcisi olarak kabul etmektedir. Ve asla onlara değil kendi çıkarlarına ve İsrail’in genişlemesine ve bölge devletlerinin küçülterek  rahat bir şekilde sömürü çarkının devam etmesini  istemektedir.  Batılılar, sanıldığı gibi Asla Kürt devleti istemez. Kürt Devleti’nin kurulması halinde bana göre hedefleri sona erer. O nun için  bu bölgede İstiklal Savaşının ardından Kürt nüfusunu 4 ülkeye; İran, Irak, Türkiye ve Suriye’ye paylaştırarak bu topraklardan yaklaşık 1 asırdır çıkmamışlar.

Eski MİT müsteşarı  rahmetli Mahir Kaynak’ın   şu sözlerini hiç unutmam ‘’ Diyorlar ki terör örgütleri yeni bir devlet kurma derdinde. Hayır efendim yanlış. Hiçbir örgüt devlet kurmaz Ortadoğu daki  tüm örgütler, Büyük İsrail Devleti kurulsun diye kurulmuştur.

Son zamanlarda bu sözlerin anlamı daha iyi anlaşılmaktadır. PYD, PKK, İŞİD ve benzeri örgütler, sözde devlet kuracaklardı. Özellikle  İŞİD’e  ne oldu devleti kurdu mu? Hayır… Neye yaradı ? Suriye’nin bu hale gelmesine, Amerika ve Batının bölgemize iyice yerleşmesini İsrail’in Golan Tepelerini almasını  sağladı.  Önce,  Amerika onu kurdu…  Sonra kullanılma tarihi bitti. Ama  Amerika için PYD ve PKK’ ya biraz daha ihtiyaç var.


Sonuç;  devletler ve devrimler, terör örgütleri ile yapılmaz ve kurulmaz. Terör örgütleri kimler tarafından kuruluyorsa onların hizmetine mecburdur. Bölgemizde asırlardır birlikte yaşadığımız milyonlarca Kürt vatandaşımız bizlerin kardeşidir. Barzani’nin babası Molla Mustafa’nın  hasta yatağında çocuklarına  vasiyet niteliğindeki; ‘’Türkler’den başkasına güvenmeyin ve onlarla iyi geçinin’’ sözleri unutulmamalıdır.

 Son 20 yıldır özellikle tüm etnik yapılarla ilgili düzenlemeler devrim niteliğindedir. Kürt Kardeşlerimize   hakları olan her şey verilmiştir.   Geçmişte elbette acı ve elem dolu olaylar yaşanmıştır. Onları yapanlar bu dünyadan göçüp gitmişlerdir. Hesaplarını mahşeri huzurda vereceklerdir. Güneydoğu ve Doğu illerini çok gezen biri olarak söylüyorum … Fiziki anlamda bu bölgelere mükemmel yatırımlar yapılmış ,hatta Karadeniz ve İç Anadolu’yu çoktan geride bırakmıştır. Hastaneler, okullar, sosyal ve kültürel tesisler, spor alanları, yollar, alt -üst yapısı şehir planları ve diğer hizmetleri ile göz kamaştırır hale gelmiştir. Bu barış harekatı hem Kürtlerin hem Türklerin hem de tüm bölge haklarının yararına olmuştur. Amerikalının İngiliz’in olmadığı yer en güvenli yerdir. Bu vesile ile bekli de bu topraklardan defolup gideceklerdir. Herkesin bir hesabı varsa Allah’ın da vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin  ise hesabı bölgede tüm insanların barış içerisinde, kardeşçe ve insanca refah içerisinde yaşamasıdır. Başkaca  asla hesabı yoktur.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

CEMİL ÖĞÜTCÜ

22 / 10 / 2019

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...