logo

Türkiye’de hukuk kimlere dokunamıyor?

Ömer Şafak

Ömer Şafak
omer@sadabadhaber.com


Sayın Başbakan seçim meydanlarında, “Üstünlerin hukuku yerine, hukukun üstünlüğü olacak” diyor. Çok doğru bir söz ve vaat. Ama Türkiye’de bugün hukukun dokunamadığı kim var? Başbakanlar, Bakanlar, Milletvekilleri onların bürokratları, belediye başkanları…

Hal böyle olunca, öncelikle bu ülkede milletvekili dokunulmazlığı, başbakanın, bakanların korudukları bürokrat ve belediye başkanlarının dokunulmazlıkları kaldırılmalıdır. Gelinen noktada Türkiye’de Genelkurmay başkanının tenkit etmek yerden yere vurmak o kadar kolaylaştı ki; artık zorlaşan Başbakan ve bakanları tenkit etmek oldu. Yeni atanmışlar geçmişteki dirençlerini yitirdikleri gibi, çaresiz duruma düştüler. Şimdi siyaset dediğini dedik, kestiğini kestik durumuna geldi.

Artık askerler, savcılar, yargıçlar, profesörler, polis müdürleri ellerine kelepçe vurularak yargı önüne çıkartılabilmekte, cezaevlerine gönderilebilmektedir. Geçmişe göre “üstünlerin hukuku” yer değiştirmiş, dokunulamayan siyaset kurumu olmuştur.

Ramazan iftarları

Ramazan’da verilen sokak iftarları işi iyice çığırından çıkardı. Elbette hayırda yarışarak fakir fukarayı gözetmek gereklidir, ama bu işleri paçalarına kadar riyakarlık yaparak yapılmamalıdır. Hem bu iftar ve yardımlar şahıslara indirgenmektedir. Yardımı yapan kamu, yani belediye ve kaymakamlık, lanse edilen belediye başkanı, yada kaymakam olmaktadır. Sanki belediye başkanı cebinden veriyor. O paraların halkın parası olduğu unutulmakta, şahıslara indirgenmektedir. Fak-Fuk-Fon, sosyal yardımlar rahmetli Özal tarafından başlatılmış  o zamanlar yardımları devlet yapıyor, algısı halkta vardı. Rahmetli Özal bu işleri dini litaratürün ilkelerine göre yapmaktaydı.

Yani Özal zamanında devlet tarafından yapılan yardımlar, şimdi belediye başkanı, başbakan ya da diğerleri tarafından yapılıyor imajı ve algısı kasıtlı olarak yapılmaktadır. Riyakarlığın zirve yaptığı bu dönemde bu hayır hasenet işlerininde halk tarafından acı bir tablo olarak görülmektedir. Bir elinin verdiğini öbür, elin bilmeyecek diyen Hz. Peygamberimize bile bile tezat uygulanmaktadır. Hatta yardımlar yapılırken, fotoğraf çektirip o garip guraba rencide edilmektedir. O zaman bunun adı yardım değil, devlet eliyle reklam, gösteriş olmaktadır.

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gazze’de Bizim,  Gök Mavi  Ay Yıldızlı Türkistan da

    02 Mart 2026 Köşe Yazıları

    Rahmet Ayı Ramazan’ın ortalarına yaklaştığımız şu günlerde   ibadetlerin bedensel olarak yaptıklarımızın yanı sıra mali  bölümünü asla unutmamalıyız. Özellikle mazlum coğrafyalarda aç açık yaşayan insanlar sadaka ve zekatlarla desteklenmelidir.  Yığdığımız servetleri bu vesile ile temizlemek durumundayız.   Allah,  kitabında yığıp, servet depolayanları ateşle uyarırken Hz Peygamber  hiçbir şeye lanet ve beddua okumazken;  servet depolayanlara beddualar etmiştir. Maalesef insanlık bu kadar zulüm ve ...
  • DİKKAT DOKUNAN YANAR

    04 Eylül 2025 Köşe Yazıları

    Son zamanlarda Türkiye’nin gündeminde hep yolsuzluk ve hırsızlıklar var. Hiç umulmayan  kişilerden neler, neler çıkıyor. Özellikle CHP’li belediyelerin  her gün organize işleri ile gözlerimizi açıyoruz. Ama hırsızın sağı, solu olmaz … Bizler;’’ hırsızlık yapan kızım Fatıma’da olsa da elini kesin’’ diyen peygamberin ümmetiyiz. Kim yapıyorsa mutlaka üzerine gidilmelidir. Toplum bu konuda iyice sıradanlaştı … İnsanlar,  önemsemedikleri gibi dürüst olanları bile saflıkla itham ederek neredeyse  yolsuzluğa teşvik ediyor. Hal ...
  • BİZ OLMAK

    17 Haziran 2025 Köşe Yazıları

    İnsanın hayatında; uğraşı, emek, alın teri, çaba, istek, azim, cesaret, hoşgörü, paylaşım, yardımsever olmak, istişare, iyi niyet, risk gibi unsurlar hep var olmuştur. Ayrıca, kişilere göre değişkenlik arz eder. Diğer yandan, normal bir in- sanda olmaması gereken bir takım unsurlar da, maalesef zaman zaman kendini göstermiştir. Bunlardan, yalnızca biri da- hi, insan yaşamını menfi olarak etkilemeye yetiyor, artıyor bile. Nedir bunlar diye aklımızdan soru geçebilir. İşte bir kaçı. Kıskançlık, miskinlik, haset, nefret, kin, hin, hazımsızlık, peş...
  • RAÇHAEL  KORRIA’YI YI ÖZLEMLE ANIYORUZ

    10 Haziran 2025 Köşe Yazıları

    1969’da İsrail askerleri Kudüs’te Müslümanların kutsal merkezlerinden Mescid-i Aksa’da büyük bir yangın çıkartıyor. O sırada İsrail Başbakanı olan Golda Meir şunu söylüyor: “O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Sandım ki, Müslümanlar dört bir taraftan İsrail’e girecek. Lakin sabah oldu ve korkulan olmadı. İslam ülkelerinin gazetelerinde bile bu olay haber olmamıştı.  İşte, o zaman idrak ettim ki, biz dilediğimizi yapabiliriz. Zira bu ümmet uyuyan bir ümmettir”. İşte hakikaten Siyonist  İsrail o günden bu güne tam ...