logo

TESELLİLER İNCİTİYORSA…

Derya Deniz Dinç

Derya Deniz Dinç
ddinc@windowslive.com


Hayat bildiğimiz ya da bilemediğimiz ya da bilemeyeceğimiz her şekli ile kıracak ve incitecek bizi. Çünkü bize sunulanı yaşıyoruz, bizim istediklerimizi değil. Sunulanın içinde elbette tercihlerimiz de oluyor. Lakin hiçbiri tam olarak seçtiklerimiz olmuyor ne yazık ki.

  Bazen yaşanılan acılar öyle büyük geliyor ki bize; teselliler incitiyor. Keşkelerin en çok yaşandığı ve var olduğu yerdir özlemler. Hep keşke olsa, keşke görsem, keşke dokunsam, keşke, keşke keşke………..deriz. Çaresizlik özlemenin en son sınırıdır. Kaybedilen özlenir hem de dediler gibi. Kimi zaman adı ölüm olur kimi zaman da ayrılık. Asıl gerçek şudur ki, özlenen yanındayken dahi özlediğine doyamazken; yanında ya da artık hayatında yokken katlanmayla baş edebilmektir. Bunu dışarıdakilerin hissedemediğini düşünürüz; zira herkesin acısı kendine tektir. Oysa hissedemeyeceğini düşündüğümüz dışarıdakiler de ölüm ya da ayrılık acısı yaşadılar. Ama ilk an çok mantıklı bakamadığımız için biz acıyı yaşayan tek varlık gibi algılarız kendimizi. İçimizde yarım kalanlara çare bulamayacağımızı bile bile çoğu zaman kendimizi kandırarak yarımları tam etmeye çalışırız.

   Son derece dostane edilen birkaç teselli sözcüğü bile bizi çok üzer. İşte o nokta da anlarız ki; acı büyüdükçe insan teselli sözleri duymak istemiyor. Öldürmeyen acı güçlendirir; diyor Friedrich Nietzsche… O halde acılarımızla güçlenerek katlanacağız ve çoğalacağız. Hiç kimse bizden daha önemli değil. Çünkü biz yok isek bize ait olanlarda yok demektir. Var eden biziz; bize ait olanları. Hayata yeniden ve dört elle sarılmanın tek sırrı vardır. Kendimizi sevmek ve kendimize inanmak… Çünkü kendimizi seversek sevebilmeyi başarıyoruz, kendimize inanırsak bize inanmalarını sağlıyoruz. Yaşamı en güzel hali ile yaşamak sadece hakkımız değil aynı zamanda görevimizdir. Zira provası, tekrarı olmayan bir değerdir yaşamak.

 Aşk ile eyvallah…

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...