logo

‘’ Senin İsmail’in Kim’’?

Cemil Öğütcü

Cemil Öğütcü
cemil@sadabadhaber.com


‘’ Senin İsmail’in Kim’’?

Aşağıda dile getirdiğim cümleleri 2017 yılında Kurban Bayramı’nda yazmışım. Hiç değişmeyen  bu konuyu 5 yıl sonra önemli olduğu  için tekrar siz okurlarımla paylaşmak istedim.

Okumayı seven bir insanım … Kabiliyetim dahilinde yazmaya da çalışıyorum. Bir çok yazar,düşünür, lider,felsefeci,siyasetçi beğenirim. Ama benin dünyamda; Aliya İzzet Begoviç,  Ali Şeriati ve Mehmet Akif Ersoy’un ayrı bir yeri  vardır.

    Çok sever, takdir eder, hemen herkese de tavsiye ederim bu önemli şahsiyetlerin okunmasını.  Bu üç güzel onurlu  insan da; söylemleri gibi yaşayarak  hayat mücadelesi vermişlerdir. Ortak paydaları ise  gelip geçici, oyun ve  oyalanma  dünyası olan bu alemde,  gün yüzü görmemeleridir. Sürgünler, zindanlar, işkenceler, fakirlik, yoksulluk ,tevazuluk, vatanperverlik, gerçek  Kur’an  Müslümanlığı onların ömür boyu yaşam biçimleri olmuştur. Ekoldür bu insanlar… Her sözleri, cümleleri bir kitaptır bu değerlerin… Allah onlardan razı olsun.

Buradan yola çıkarak yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle  Ali Şeriati’nin Kurban yorumunu burada sizlerle paylaşmadan önce birkaç kelam etmek istiyorum. Kurban Bayramı yaklaşırken yine İnsanlarımız ; bayramın ikliminden, dini ibadeti oluşundan  ziyade bu ritüeli  bahane ederek  gününü gün etme ve tatil  planlar yapma içerisinde. Esasen hiç kimseyi de ilgilendirmemekte Kurban Bayramı…   Aylar öncesinde tatil planları yapanların sayısı milyonları aşmış durumda…  Turizm bölgelerinden gelen haberler  tüm otellerin dolduğu şeklinde.  Hal bu iken insanlar, 10 günü nasıl değerlendirip eğlencenin zirvesin nasıl yakarlımın peşinde …

 Bir başka bakışta ; Kurban kesmeyi , kavurma  ya da et bayramına çevirip kasaplık mesleği olarak algılamaktadır. Elbette kaynaşma, dayanışma, paylaşma, sevgi ve kardeşlik iklimi olarak algılayan bu şekilde değerlendiren önemli bir kesimde vardır. Elbette Bu  ritüeli, ibadeti olarak yapmayı ve bu geleneği sürdürenler de  vardır

    Haksızda değiller doğrusu…  İstisnalar hariç şimdi o gelenekten eser kalmadı. Yaşlılar, büyükler ziyaret edilmemekte, komşu kapıları çalınmamakta, akrabalar ise her geçen gün unutulmaktadır., İnsanlar sosyal medya, televizyon, bilgisayar sayesinde iyice yalnızlaşmaktadır. Gelenekler tasfiye olurken bireysel pragmatist bir insan türü yeni model olarak yetiştirmekte…  Yeni dünya,  sistemi ve  vahşi Kapitalizm bunu istemektedir.  Hal böyle olunca yardımlaşma ve dayanışma iklimi dindarların  da elinden maalesef alınmaktadır. Gün gelecek insanlar bayramları sosyal medya üzerinden kutlamayı dahi  unutacaklar.

    Sonuçta eski ve gerçek olan  bayram geleneği  her geçen yıl kaybolmaktadır.. Bayram, sadece Antalya, Çeşme  ve Bodrum’daki turizm bölgeleri olarak algılanıyor. Kaldı ki kurban kesim oranları her yıl düşerken toplumun büyük bir bölümü, bu işleri banka dekontları ile hallediyor. Kısacası hem bu gelenek hem de biz ( Hanifilere) göre vacip, diğer mezheplere göre sünnet olan bu ibadet yok oluyor farkında değiliz.

Ama Kurban nedir bir de Ali Şeriati’nin bakışıyla  okuyalım, dinleyelim.

Ali Şeriati:  ‘’Senin İsmail’in Kim’’?

“Bu İbrahim’in dinidir; kana susamış tanrıların, mazoşistlerin ve işkencecilerin değil. İnsanın mükemmelliğe ulaşmasının, bencillikten ve hayvani arzularından kurtulmasının hikayesidir yaşanan. İnsanın daha ulvi bir makama ve aşka, ve bilinçli bir insan olarak sorumluluklarını yerine getirmesine engel olacak her şeyden azade olduğu bir iradeye yükselişidir…

…Hikaye, bir koçun kurban edilişiyle sona eriyor. Bu, Yüce Allah’ın tarihin en büyük insan trajedisinin sonuna ilişkin dileğidir – birkaç aç insanı doyurmak için bir koç kurban etmek.

Sen de İbrahim gibi kendi İsmail’ini getirmelisin Mina’ya. Senin İsmail’in kim? Ancak sen bilebilirsin, başkası değil. Belki eşin, işin, yeteneğin, gücün, cinsiyetin, statün vs. Ne olduğunu bilmiyorum, ama İbrahim’in İsmail’i sevdiği kadar sevdiğin bir şey olmalı. Senin özgürlüğünden çalan, görevlerini yerine getirmeni engelleyen, seni eğlendiren, hakikati duymaktan ve bilmekten alıkoyan, sorumluluk kabul etmektense meşrulaştırıcı sebepler ürettiren ve seni sadece gelecekte senden gelecek yardım için destekleyen ne varsa; işte bunlar onun işaretlerindendir. Onu arayıp bulmalısın. Eğer Allah’a yaklaşmak istiyorsan, İsmail’i Mina’da kurban etmen gerek.

İsmail’in yerine geçecek koçu (fidye) sen tespit etme, bırak Allah sana yardım etsin ve bir hediye olarak göndersin. O, koçu ancak bu şekilde kurban olarak kabul eder. Koç ancak İsmail’in bedeli olduğunda kurbandır; yalnızca kurban olsun diye koç boğazlamak ise kasaplıktır.”

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...