logo

Sahi Dünya’daki Tüm Yangınların Azmettiricisi Bulundu mu ?

Cemil Öğütcü

Cemil Öğütcü
cemil@sadabadhaber.com


Sahi Dünya’daki Tüm Yangınların Azmettiricisi Bulundu mu ?

Dünya nereye gidiyor…. Virüsler, yangınlar,  fırtınalar, seller, afetlerin ardı arkası kesilmiyor. Her şeyin efendisi küresel kapitalizm  bu felaketler karşısında çöktü. Sömürgeci  emperyalizm ,  çaresiz.  Artık dünyayı yönetemiyorlar. Çünkü çığlıklar arşı alaya yükseldi. Her şeyin sahibi Allah , azgınlaşan ve dünyayı kasıp kavuran insanlığa hesap mı soruyor nedir. Yoksa kıyamet mi yaklaşıyor, ya da geçmişte olduğu gibi ‘’helak etme’’ icraatını mı devreye sokuyor  Allah , bilemiyoruz.

Son çıkan yangınlarda da bunu görebiliyoruz. Birleşmiş Milletler bağlı  190 küsur ülkenin 91’inde yaklaşık bir aydır yangınlar var. Yani, dünyanın yarısı cayır cayır yanıyor. Zannediyorum dünyanın  diğer yarısı da çöl ve coğrafi konumu  açısından yangına uygun bölgeler değil. Bu olumsuzlukları insanlık, küresel ısınmaya ve mevsim değişikliklerine bağlıyor. Bir kısım insanlarda azmettiriciyi arıyor. Türkiye’de de benzer tartışmalar söz konusu.

Hadi diyelim Türkiye’yi PKK Terör Örgütü yaktı .Pekala  91 Ülkeyi Amerika’yı, Avrupa’yı kim  yaktı? Hemen aklımıza baş kundakçı kim  sorusu geliyor.  Bilime, ilme bakarak Küresel Isınmayı söz konusu edersek sadece Türkiye’de; Adıyaman ve Urfa’nın her gün yanması gerekli değil mi? Buradan bilime karşı olduğum gibi bir şey  asla anlaşılmasın.

Özetle, hep suçlu arıyoruz … Çaresiziz… Baş edemiyoruz… Stratejilerimiz, gücümüz, teknolojimiz, sanayimiz aklınıza ne geliyorsa hepsi  diz çöktü. Ve hala kendimize gelemiyoruz.  Ve dünya  hala yanmaya devam ediyor. Bu dünyanın bizi yaratan Allah için bir zenneden daha küçük olduğuna inanmıyoruz. Kutsal kitaplarla aramız açıldı, Allah’a ve kitaplarına inanıyormuş gibi yapıp kendi köle sistemimizle göz yaşlarını ve kan göletlerini her geçen gün daha da artırıyoruz. Sınırlarımız açılsın,  sınıflarımızı ayaklar altına alalım eşitçe kardeşçe yaşayalım hayali kurarken; daha çok kapanıyor, ayrışıyor ve tıpkı av hayvanları gibi avımızın  peşinde koşuyoruz. Afetler, toplu ölümler, sapkınlıklar,zulümler, katliamlar bizi bir türlü akıllandırmıyor. Çabuk unutuyor ve çarçabuk  köle düzenimize hemen entegre olmaya devam ediyoruz.  Sonuçta da dünya yanmaya devam ediyor…

Hepimizin ham maddesi bir iken , bir damla sudan yaratılmışken, hepimizin gideceği yer belli iken, toprak altında eşitleneceğimizi bilirken, egolarımızın, dünyalık statülerimizin, mal ve mülklerimizin, kariyerlerimizin, evlatlarımızın özetle dünyalık materyallerimizin  kulu kölesi oluyoruz.

Bir dilim ekmek ve daha iyi bir hayat  için okyanuslarda boğulan insanların çığlıklarını duyamıyoruz. Afrika’nın çöllerinde su diye kıvranarak ölen milyonlarca çocuğun durumu bizleri ilgilendirmiyor. ’’ Bu çocuklar hangi suçlarından dolayı diri diri toprağa gömüldüler’’  ayetinin sorgulaması ve sorumluluğumuzun idrakine varamıyoruz. Kısaca zulümlere baş koyamıyor, bize değmeyen yılan bin yaşasın mantığıyla sadece seyrediyoruz. İnsanlık onurumuzu, şerefimizi, dünyalıklara tedavül ediyoruz.  Ve dünya yanmaya devam ediyor…

Varımız yoğumuz, ideolojilerimiz, etnik yapımız , mezheplerimiz, cemaatlerimiz, vs. yapılanmalarımız. Din savaşlarımız devam ediyor. Allah’ın dinini Allah’a öğretme  gibi bir hasletimiz var. Hal böyleyken de Allah’tan dinden uzaklaşıp kendi  uyduruk dinlerimizi inşa ediyoruz. Ardından felaketlerin ardı arkası kesilmiyor…  Felaketler kapımızı çaldığında ise çığlıklarımız artıyor. Hesaplaşamıyoruz. Nerede yanlış yaptık diyemiyor, sürekli düşman üreterek kendimizi temize çıkarıyoruz.

 Durum böyle olunca da İnsanlık bir avuç efendinin oluşturduğu köle sistemi ile acı çekiyor ve bu acılar sürekli çoğalıyor. Ve  insanlık bütün bu olumsuzluklara rağmen   gerçek efendisini  olan Allah yerine kısa bir ömrü olan  dünyadaki  efendilerinin ayakta kalması için uğraş veriyor.  Belki de bu felaketleri ; inanışlarına göre Kıyameti yaklaştırmak  için sözde Allah’a karşı görevlerini yerine getirdiklerini zanneden aynı efendiler tarafından çıkarılıyor.  Ama farkına varılmıyor ya da görmezlikten geliniyor. Tıpkı; ‘’Ey Musa sen haklısın ama bizim karnımızı Firavun doyuruyor diyen Mısır halkı gibi. Tıpkı; ben köleliği kaldıracağım diyerek  bu uğurda uğraş veren ve daha sonra faili meçhule  kurban giden ABD Başkanı Abraham Lincon’a verilen cevap gibi…  Zamanın yüz binleri, ‘’köleliği kaldırırsan bizim karnımızı kim doyuracak, efendilerimize dokunma diyorlardı.  Ve kölelik kalkmasın diye savaş çıktı yüz binler öldü heder edildi.

Ve o günden beri de dünya daki alevler daha yükselmeye başladı.

Özetle:  Belki ileri ki aylarda,  yıllarda daha büyük felaketlerle karşılaşacağız. Allah bizleri kıtlıkla, açlıkla sınayarak bazılarımızı yok edecek.  Ve bizler yine sorumluluğu kendimize değil de   bir yerlere yükleyerek tek yaratıcı ve her şeyin  sahibinin Allah olduğunu  unutacağız.  Bence Allah, unutulunca; felaketler zirveye ulaşıyor… Peygamberler tarihi ve helak edilmiş toplumları incelediğinizde bugünlerde yaşananları çok rahatlıkla görebiliyorsunuz.  Dünyadaki yangınları alevleri daha da yükselecek. Bizler ise yine azmettiricinin peşine düşerek aramaya devam edeceğiz ama sonuç alamayacağız.

İnsanlık  kitaplarına mutlaka  geri dönmeli. Tahrif edilmiş bile olsa toptan ret etmeyerek İncil’de, Tevrat’ta okunmalı ve yararlanılmalıdır. Kur’an’dan ise asla uzaklaşılmamalıdır. Kurtuluşun ve müreffeh hayatın reçetesi Kur’an’dır. Ancak yangınları bu şekilde söndürebiliriz.

Hicri Yılbaşını, 30 Ağustos  Zafer Bayramını kutluyor, yangın bölgelerindeki büyük afetlerin son bulmasını Allah’tan temenni ediyorum.

CEMİL ÖĞÜTCÜ

10/ 08/ 2021

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...