logo

Neredesin Rachel Korrie

Cemil Öğütcü

Cemil Öğütcü
cemil@sadabadhaber.com

1969’da İsrail askerleri Kudüs’te Müslümanların kutsal merkezlerinden Mescid-i Aksa’da büyük bir yangın çıkartıyor. O sırada İsrail Başbakanı olan Golda Meir şunu söylüyor:

“O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Sandım ki, Müslümanlar dört bir taraftan İsrail’e girecek. Lakin sabah oldu ve korkulan olmadı. İslam ülkelerinin gazetelerinde bile bu olay haber olmamıştı.  İşte, o zaman idrak ettim ki, biz dilediğimizi yapabiliriz. Zira bu ümmet uyuyan bir ümmettir”.

İşte hakikaten İsrail o günden bu güne tam hakimiyet kurarken Batının özelliklede Amerika’nın emperyalist yüzü olarak sadece Filistin topraklarının değil Ortadoğu Coğrafyası’nın büyük bir bölümünde söz sahibi oldu. Son hamleleriyle ( Emmioğlu) Projesiyle de Arapların büyük çoğunluğunu himayesine aldı. Emmioğlu nedir: Bizler İbrahim’in torunlarıyız yani sizler İsmail’in bizler ise İshak’ın çocuklarıyız… Özetle amca çocuklarıyız… Bu toprakların öz evlatlarıyız. Bırakın Türkleri, Kürtleri, Hintleri, Pers ve diğerlerini bizler kendi sorunlarımızı çözeriz diyerek   dünyadaki son yılların popüler ve toplumlarda benimsenen  ırkçılığı  yani etnisite’yi öne sürerek yeni bir plan içerisine girmişlerdir.

 Cılız sözlerle İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde İsrail’i kınayan Arap Devletleri,  bu yeni projeyle birlikte son yıllarda bu tavırlarından da vaz geçtiler. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri tam bir İsrail uşağı olarak Siyonistlere hizmet etmeye başladı. Hal bu iken Arapların  büyük bir bölümü   Filistin’i çoktan sattı.    Kaldı ki Arapların bir kısmı Filistin’i etnik yapı olarak Arap  ve kendilerinden saymazlar. İşte bu durumu bilen Siyonist İsrail, Golde Meir’in yaptığı gibi   zaman zaman yeni testleriyle hedeflerine ulaşıyor.  Hal böyleyken bu coğrafyada Filistin’e karşı çıkan ve eylem bazında olmasa da, Birleşmiş Milletlere taşıyan ve yüksek sesle haykıran Türkiye,  İran ve   biraz da Mısır vardır. Zaten bölgenin de 2 bölgesel gücü Türkiye ve İran’dır. İsrail’in çekindiği de zaten bu ülkelerdir. Filistin sorununu, Kudüs Davamızı çözüme kavuşturacak ülke ise yine bana göre Güçlü bir Türkiye’dir. Bu durumu Kudüs sokaklarında açıkça görüyorsunuz. Orada Türkiye’den gelenlere karşı sevgiyi ve ümit kapısının Türkiye olduğunu çok net görebiliyorsunuz. Elbette Sayın Cumhurbaşkanının çok yüksekselse Filistin’e sahip çıkması ve Uluslararası Kamuoyuna taşıması bence takdire şayandır. Bazılarının tenkitleri yersizdir. Ne yapacak hükümet, savaş mı açacak? O zaman kusura bakmayın da bu hamaseti yapanlar bu durum söz konusu olduğunda; ne işimiz vardı Filistin’de diyerek önce onlar karşı çıkacaklardır. Kaldı ki İsrail 8 milyonluk bir ülke değildir. İsrail, Amerika’dır, Avrupa Birliğidir… Türkiye, İsrail’e 3 savaş uçağı gönderse başta Arap Devletleri  olmak üzere tüm Dünya’yı karşısında bulur. Hayatında Filistinli yetim çocuklar için 50 TL bağış gönderemeyen Klavye kahramanlarının bu konudaki hamasileri ‘’Bekara Karı Boşamak’’ gibi bir şeydir. İmkanı olsa Sayın Erdoğan’ın başkanlığındaki Türkiye, İsrail’i yerle bir eder. Cumhurbaşkanın Kudüs hassasiyeti hepimizden çok daha fazladır. Dünya’nın realitesine bakmak lazım. Türkiye ne zaman bir Amerika, Çin gibi küresel Rusya gibi bölgesel güç olursa zaten Filistin sorunu kendiliğinden çözülecek, İsrail tıpış tıpış diz çökecektir.

Ayrıca tüm İslam Coğrafyası’nın orduların ellerindeki silahlar Amerika ve Batıdan… İnsanların ellerindeki telefondan bindikleri arabaya kadar onların. Hatta kolumuza vurduğumuz aşıyı ve tüm ilaçları onlardan temin ediyoruz. Açıkçası ciddi manada ürettiğimiz hiçbir şey yoktur.

KUDÜS’TE YAŞAMAK MÜSLÜMAN İÇİN ÇOK ZOR

Kudüs’ü bir kez ziyaret etme imkanım oldu. Çocuklarım ve eşim 2 kez gittiler. Kudüs’ten döndükten sonra Yahudilikle ilgili 2, 3 kitap okudum. Kudüs’e  gitmeden Filistin sorununu ve Kudüs’te yaşayan insanların durumunu mümkün değil anlayamazsınız. Aslına bakarsanız Kudüs tamamıyla elden çıkmış bütünüyle Siyonist İsrail Devletinin eline geçmiş…  Doğu- Batı Kudüs diye bir şey yoktur. İsrail vardır. Sadece Mescid-i  Aksaya polis ve asker kontrolünde ibadet etme imkanınız  var. O İmkanı da zaman zaman ellerinizden alıyor çileye dönüştürüyorlar … Tıpkı geçen haftada yaptıkları gibi. Sokaklar ve caddelerde gezerken her zaman ceberut, faşist emperyalist, zalim  İsrail’in askerlerinin bir şey yapacaklarını tepenizde hissediyorsunuz. Neredeyse sağa sola bakmaya bile çekiniyorsunuz.  Rehberiniz bile sıkı nasihatlerde bulunuyor. ‘’Mescid- i  Aksaya  girerken polislerle göz göze gelmeyin, hiçbir Filistin objesi yanınızda olmasın. Sakın Filistin bayrağı filan taşımayın gibi daha onlarca öğütle karşılaşıyorsunuz. Özetle; Kudüs’te Müslüman olarak yaşamak çok zor dostlar. Ayrıca; Kudüs,  çok pahalı bir şehir. Orada yaşayan Müslümanlar, fakirlik ve yoksulluktan kıvranırken bu olumsuzluklara rağmen onurlarından taviz vermeyerek direnişe devam ediyorlar. Çünkü biliyorlar ki hayat İman ve Cihattır. Çok iyi biliyorlar ki; Müminin en önemli vasfı Allah yolunda can ve mal vermektir. Malları yok ama,  canlarını o kadar kolay veriyorlar ki ağlamak vicdan azabı çekmek mümkün değil. Maalesef 50 defa umreye giderek on binlerce dolar harcayan  Abdestli Kapitalistler, Kudüs’teki yetim ve yoksul çocuklara 50 TL bile göndermeyerek istisnalar hariç hamaset münafıklığı yapıyorlar.

Kudüs’te 20 ye yakın ev ziyaretinde bulunmuştuk. Korka korka gizlice gezmiştik. Her an polisi ensemizde hissediyorduk. İnanın her gittiğimiz evdeki yoksulluğu gördüğümüz zaman kendimizden utandık. Ya ailelerin durumu,  tam bir dram… 20 yıldır kocasının ölüp ölmediğinden bi haber kadınlar mı dersiniz. Yılarca İsrail zindanlarında evlat hasreti bekleyen babalar mı dersiniz…   Dram, feryat, acı hepsi Filistin’de . İsrail’in vahşeti karşısında deliren, kafayı oynatan,  amansız hastalıklara yakalanan kadınlar, çocuklar, dede ve babaanneleri n hallerini gördüğünüz zaman ‘’ Biz Müslüman mıyız  diye kendinizi  sorguluyorsunuz? Kudüs’ü ve Kudüslüyü anlamak için sadece Mescid- Aksa’yı  ve diğer mabetleri ziyaret ederek hikaye türü rehber nutukları dinlemek  yetmez. Kudüs’ün arka sokaklarına, derinliklerine ineceksiniz. Müslümanlar, bu insanların yaşantılarını, yaşam alanlarını, sosyal durumlarını, sosyolojilerini  iyi tespit etmek zorundalar ama bunu yapmıyorlar. Çünkü kenardan köşeden inanıyorlar. Levent’teki İsrail Konsolosluğunun önüne protesto için bile gidemeyenler ben de dahil herkese Kudüs’ün kurtuluşu için akıl vermekte o kadar mahirler ki ; her şeyi TC yapsın diye bir görüşün altına saklanıyorlar. Oysa ki herkes bireysel anlamda bir  Rachel Korrie olsa Kudüs çoktan kurtulur

NEREDESİN RAÇHEL KORRİE ?

İki milyara yakın  İslam aleminin emanetini  füzelere  karşı sapan taşları ile savaşan Filistinli çocuklara vermişiz. Onlarda hakikaten savaşıyorlar, körpe bedenlerini aldıkları emanet uğruna feda ediyorlar. Peki; yarın Allah bizlere sormayacak mı ‘’ bu çocuklar,  çocukluklarını bile yaşamadan akıl baliğ bile olmadan hangi suçlarından dolayı öldüler. Allah’a yemin olsun ki bu sorunun cevabını hiç birimiz vermeyeceğiz.

Okyanus ötesinden gelerek ’’ zulüm bizden ise ben bizden değilim diyerek tankların altına yatan, Filistinlinin hakkını korumak için canını veren  ve bana göre Şehit olan  Rachel Korrie her halde bizlerden daha çok rahat hesap verecek.

Özetle; Rachel Korrie’ler olmadığı müddetçe Filistin, Kudüs meselesi çözülmez. Bu iş yüzlerce Rachel Korrie’nin intifa’dası ile çözülür. Ama Rachelleri bulmak çok zor. Çünkü iyi insanların nesli tükenmeye başladı. Nerdesin Rachel Korrie

Sınıfsız, Sınırsız,  Sömürüsüz Savaşsız, Saldırısız  Bir Dünya Temennisiyle; Bayramınız Mübarek Olsun

CEMİL ÖĞÜTCÜ

08/ 05/ 2021

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...