logo

MALİKANE’Mİ YOKSA  TARLA KÖLESİ MİYİZ?

Cemil Öğütcü

Cemil Öğütcü
cemil@sadabadhaber.com

Sözde Modern insan gördüğü her şeye sahip olmak istiyor. Para, mal – mülk, kariyer ve güç. Hemen herkes,  herkesi  potansiyel  müşteri ve tüketim malzemesi olarak görüyor. Azgınlaştıksa nefsinin esiri haline gelerek Allah yerine;  başka tapınaklara yöneliyor. Sonucunda da din sahibi olsa bile şirk bataklığında debelenerek kibir kulelerine yükseliyor. Haşa her şeyi kendinden menkul bilerek ilahlaşıyor,  ardından da zalimleşiyor. Yalnızlaşıyor ama farkında değil.

Günümüzdeki algı ise helalinden bir lokmaya sahip olmanın,helalinden   yemenin adı;  beceriksizlik, tembellik olurken,  azgınlaşarak  yığdığı servetlere sahip olmanın  adı  ise  yeni dünya da  toplum algısı olarak  ne akıllı adam  olmakta.  Özetle günümüzdeki değer yargıları:, servet, kariyer, makam ve güç …

İstisnalar hariç bu dünyalıklara ulaşan insanlar altlarında teba  oluştururken  kendilerinin de Firavun’a benzediklerinin farkında bile değillerdir.  Etrafınıza bir bakın;  Zengin, güç  ve makam sahibi insanların yaşamları ,  uygulamaları, nasıl  servet sahibi  oldukları ve bu hale geldikleri asla sorgulanmaz ve hep bu takdir edilir. Oysa ki ;  bütün insanlığın ham maddesi aynıdır. Ve öldüklerinde mezarda ; toprak altında eşitlenir

 7 milyar İnsan ; Müslüman, Hıristiyan, Yahudi ve Budist’vs.   Din sahibidir.  Hal böyleyken Allah’ın insanlığa mesajları aynıdır. Peygamberimize inen Kur’an,  İsa’ya gelen İncil, Musa’ya inen Tevrat, ve Davut’a gelen  Zebur’da  2,3, 5 asırdır aynı mesajı verir. Çalmayın, Öldürmeyin, İftira atmayın,   yalan söylemeyin ve zina yapmayın.  Kardeş olun, adaletli davranın, eşitlenin  der.  Asırlardır bu kitaplar ortada … Asırlardır aynı mesajları  tüm dünya toplumları okuyor ve dinliyor. Ama yeryüzünde İmansız Müslümanlık , Hıristiyanlık , Yahudilik ve Budistlik düzeni oluşturularak  insanları sadece ritüellerle oyalamışlar ve  hedef şaşırttırmışlar.  İnsanlık öyle bir noktaya getirilmiş ki,  nefisinin  kölesi haline gelmiş, öleceklerini bile bile kitapları ret  edip,  dünyevileştirilerek   tıpkı hayvanlar  gibi düşünme güdülerini  kaldırıp, saldırganlaştırıp bireyselleştirmişler.

Kitaplar ve Allah’ın öğütleri terk edilerek  sözde aynı din sahipleri  birbirlerini boğazlıyor, kan göletleri oluşturuyor her türlü sapkınlığı gerçekleştirerek  kısacık bir ömürde  akıl almaz bir aleme dalarak  ebedi alemdeki yerini ayırtıyor.

 Tarihe ve bugüne baktığımız da aynı sistem saat gibi işliyor.  30 yıl savaşlarında Hıristiyanlar sözde  mezhep  ayrışması adı altında milyonlarca insanı katlederek birbirlerini yediler. Sonra akıllanarak birleşip Avrupa Birliğini oluşturdular.

Müslümanların ise mezhep savaşları devam ediyor. Ve İslam Coğrafyası’ndaki bu kan göletleri bitmediği gibi  insanlar birbirlerini boğazlamayı bekliyor.

Şii – Sünni savaşları hangi gerekçelerle yapılmakta ve hangi kitaba dayanılmakta anlamış değilim. Allah Öldürmeyin derken bu insanlık özellikle Müslümanlar,   hangi Allah’a ve kitaba inanıyor kendilerini gözden geçirmez mi ?  Kur’an’ın  ‘’akli selim düşünün , öldürmeyin, çalmayın, iftira ve yalan söylemeyin öğütlerini  bin 500 yıldır söylemesine rağmen hangi kitaba inanıyorlar düşünmezler mi ? Neden bireysel düşünüp asırlardır peygamberler aracılığı ile  insanlığa gelen aynı mesajları dinlemezler ve hala kullanılarak figüran rolü alıp pisi pisine ölürler. Yazık, çok yazık…

Sonuç olarak Asrın insanı sözde modern ama  önüne konan  para, mal – mülk, kariyer ,  ve  güce taparak yaşam imtihanını kaybederek başta nefsine sonra kendini kullananlara belki farkında olmadan köle olmaktadır.Sloganların peşine takılarak hamallık yaptığının farkında bile değil.

 Malcom x’in  dediği gibi; 2 tip köle vardır: 1. si  Malikane  Kölesi …  Efendisine tapar, efendisinin tırnağının acımasını bile istemez. Asla  Efendisinin ölmesine razı gelmez.  Çünkü efendisi nin malikanesinin alt katında oturur. Onun gibi yer, içer,  giyinir ve yaşar 2. Si ise  Tarla Kölesidir.  Köle; çok eziyet çeker. Efendisinin bir an önce ölmesini ister. Çünkü ölmesi halinde özgürlüğüne kavuşacak eziyetlerden kurtulacaktır. Tarla köleleri , Malikane Kölelerinden de nefret eder.

Biz hangi köle sıfatına giriyoruz bilmiyorum ama  bugün ki düzen Dünya’daki sistemin tam adıdır. Oysaki her zaman okuduğumuz Fatiha suresi bunu ret eder. ‘’Sadece sana kul köle olur, yardımı da sadece senden isteriz.(Fatiha Suresi)’

Bu ayetten sonra kendimizi sorgulayalım…. Kimin kölesiyiz… Birilerinin mi? Para, makam ve gücün mü? zaaflarımızın mı ?  Kime tapıyor,  kime hizmet ediyoruz.

Elbette herkesi suçlayamam … Salihlere Selam Olsun

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...