logo

Görünmeyen Şeytan; İngiliz

Cemil Öğütcü

Cemil Öğütcü
cemil@sadabadhaber.com

Tüm dünya’da özellikle İslam Coğrafyası’nda şer güç,  şeytan olarak hep İsrail  ve Amerika  bilinir …  Ve İstisnalar hariç ‘’Dünya Halkları’’ bu ülkelere asırlardır nefretle bakar. Dünyayı bunların yönettiği sanılır. Elbette doğrudur. Ekranlarda,  göz önünde bulunan şer güçler bu ülkelerdir. Lakin bunları yönetenlerde, dünyayı kan gölüne çevirerek mazlum halkları birbirine kırdıranda, coğrafyaları değiştirenlerde;  esasen İngilizlerdir.  İsrail’in mazisi sadece yarım asrı bile bulmazken, Amerika’nın esas dedesi  İngiliz’dir.

Dünya’nın neredeyse yarısı zaten İngiliz sömürgesi altındadır. Mesela; şu sıralar çok kızdığımız Almanların sömürgesi altında tek bir ülke bile yoktur. İngilizler, hep saklanmasını bilmiş, hedefleri şaşırtarak hemen herkesle sözde dost olmuşlardır. Ama nerede bir ihanet, katliam, sömürge, soykırım Coğrafya değişimi varsa arkasında İngiliz vardır. İslam Coğrafyası’nı bu hale getiren,  Osmanlıyı yıkarak ülkenin devasa topraklarını Anadolu’ya hapis eden İngiliz’dir.

Son 5 asırda Türk ve İslam âlemi, nerede bir ihanete uğramışsa, bunun altında mutlaka İngilizler vardır. İngilizlerin bütün İslam âleminde takip ettikleri siyasetin temelinde şu üç kelime yer alır “Parçala, yönet ve dinlerini imha et.”( Yani dinlerini yozlaştır)

İslam Coğrafyası’nda asırlardır mezhep savaşlarını çıkaran İngiliz’dir. Bu alanda başarı  gösteremedikleri zaman   ırkçılık argümanını   sahneye süren İngiliz’dir.  Özetle Müslümanları imha etmek için; Mezhep, tarikat, cemaat,  etnisiye, planlarıyla epey mesafe kat ederek hedefini yakalayan İngilizlerin bana göre taşeronları  İsrail ve Amerika’dır. Kaldı ki bölgede İsrail Devleti’ni kuran da İngiltere’dir

 Hayretler içerisinde kalıyorum … Bölgemizdeki kan göletlerinin her geçen gün arttığı,  bölgenin  ateş çemberi içerisinde yandığı, neredeyse  bir 3. dünya savaşının pompalandığı şu aylarda bile, televizyonlarda, radyolarda, gazetelerde özetle tüm kitle iletişim araçlarında  bütün açık oturum ve konuşmalarda, İslam Âlemi ve Türkiye düşmanlarının oyunları, fitneleri zikredilirken, bunların başında Amerika, İsrail ve diğer Avrupa ülkeleri haklı olarak isimlendirilirken,  asıl baş düşman İngiltere’nin adı sanı pek geçmemesi dikkatimi çekmektedir. Yazık şu kendini aydın diye takdim eden istisnalar hariç  ekran  palyaçolarına .  

Sözlerimi ; Osmanlı devrinin son âlimlerinden  Abdulhakim Arvasi’nin  İngiliz fitnesine  atfen söyledikleri şu sözlerle bitirmek istiyorum

Arvasi:  “İslam’ın ve Müslümanların en büyük düşmanı İngilizlerdir. İslamiyeti bir ağaca benzetirsek, başka kafirler, fırsat bulunca bu ağacı dibinden keser Müslümanlarda, bunlara düşman olur. Fakat bu ağaç bir gün filiz verebilir. İngilizler böyle değildir. Bu ağaca hizmet eder, besler Müslümanlar da, onu sever. Fakat gece kimse anlamadan gizlice köküne zehir sıkar. Ağaç öyle kurur ki, bir daha filiz veremez.”Vah vah çok üzüldüm.”diyerek Müslümanları aldatır. İngiliz’in, İslam’a böyle zehir salması demek, para, mevki ve kadın gibi, nefsani arzular karşılığında satın aldığı yerli münafıkların, soysuzların elleri ile İslam âlimlerini, İslam kitaplarını bilgilerini ortadan kaldırmasıdır.”

  Kenyalı Siyasetçi Jomo Kenyatta  İngilizlere atıfta bulunarak Şöyle diyor : “Beyazlar Afrika’ya geldiğinde, bizde toprak ve onlarda İncil vardı. 
Sonra kapalı gözlerle dua öğrettiler.
Gözümüzü açıldığında, onların toprağı vardı, İncil bizim kuçağımızdaydı”

Sıkça rastladığım şu sözle makalemi bitiriyorum.

“İngilizlerle el sıkışırsanız, el sıkıştıktan sonra parmaklarınızı sayacaksınız bakalım yerlerinde duruyor mu?”

 Cemil ÖĞÜTCÜ

26/9/2018 Eylül Çarşamba

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 20 Haziran 2024 Köşe Yazıları

    Mezarlıklar Vazgeçilmez Diye Anılan İnsanlarla Doludur Zamansız gelme ve zamansız gitmeler her zaman insanoğlunu üzer. Dünya gelmelerle,  gitmelerle dolup boşalıyor.  Tüm canlılar doğuyor, gelişiyor büyüyüp sonra da ölüyor. Kural ve kaide Allah tarafından böyle konulmuş. İnsanlık topraktan geldiği için tekrar toprağa dönerek geldiği yerde eşitleniyor.  ‘’Bu vesile ile geçen hafta değerli bir dostumuzu kaybettik, uzun yıllar birlikte hak yolda siyaset yaptığımız, Milli Görüş emekçilerinden Eyüp Doğan kardeşimiz rahmana ...
  • YERLİ VE MİLLİ

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    YERLİ ENERJİMİZ KÖMÜR VAZGEÇİLMEZİMİZDİR Kömür konusunda bir Bilgi hatırlatması yaparak başlamak istiyorum. Ülkemizin birçok yerinde kömür yataklarımız mevcuttur. Bu kömürler genelde genç kömürler sınıfındadır. Genç ve orta linyit grubuna girmektedir. Kömürün yaşıyla alakalı olarak evreleri şöyledir. LEONARDİT-TURBA-GİTYA-GENÇ LİNYİT-ORTA LİNYİT-LİNYİT-TAŞKÖMÜRÜ (Maden kömürü)-ANTRASİT ve en son hali ELMAS’tır. Ülke olarak petrolümüz, doğalgazımız yok ama kömürümüz var. Cenab-ı Allah’ın bizlere sunduğu Kömür nimetini en iyi ve en veri...
  • YOBAZLIK VE YOZLAŞMIŞLIK.

    24 Mayıs 2024 Köşe Yazıları

    İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özelliklerden biriside geçmişini bilmesi ve ecdadıyla fikir irtibatında olması gerekliliğidir. Hal böyle iken, özellikle benliğimizi yok etmek geçmişimizden uzaklaştırmak, kültürümüzden tarihimizden yoksun bırakmak için on yıllardır senaryolar yazılmakta ve çeşitli zaman ve zeminlerde hayata geçirilmektedir. Bu muazzam çalışma iç ve dış mihrakların ortaklaşa çalışmasıyla başarı elde etmiştir. Dolayısıyla günümüzdeki giyim ve konuşma kültürü işte bu menfi çalışmaların  eseri olmuştur. ...
  • İSTANBUL’UN TARİHİ YAPILARI – 2

    15 Nisan 2024 Köşe Yazıları

    Yazarlarımızdan Mecit Bülent Yeşil, İstanbul'un tarihi yapıları ile ilgili değerlendirmesinin 2. bölümünü yazdı. Pera Palas Meşrutiyet Caddesi’nde yer alan Pera Palace Hotel, günümüzde müze otel olarak kullanılıyor. Romanlara ve filmlere konu olan Orient Ekspresi, İstanbul-Paris tren seferlerine başlayınca Avrupa standartlarına uygun bir otele ihtiyaç duyuldu ve 1892’de Pera PalaceHotel’in yapımına başlandı. Alexandre Vallaury’nin imzasını taşıyan ikonik yapı; Art Nouveau, neoklasik ve oryantalist mimari üslupları bir arada barındı...