logo

MEMUR NASIL GİYİNMELİ

Mustafa Aygün

Mustafa Aygün
mustafaaygun3458@hotmail.com


İnsanda iki duygu tarihin her döneminde, çatışma halinde olmuştur. Stabil kalma ve değişim. Kavgada kazanan, çoğu zaman değişim ve gelişim olagelmiştir.

            Sanmıyorum ki tarihte herhangi bir devlet, halkının nasıl giyinmesi gerektiği konusunda kanunlar yapmış olsun.  Herhalde bu, 20. yüzyıla özgü, bu yüzyılın geri kalmış (bırakılmış) milletlerine has bir hastalık.Geçmişe baktığımızda dedelerimiz,atalarından ne gördüyse, küçük değişimler hariç, onu giyindiklerini görüyoruz. Farklı toplumların ve milletlerin birbirleri ile karşılaşması, kaynaşması kıyafetlerindeki değişiminde öncüsü olmuştur.

İnsanların neleri giymeleri ve giymemeleri konusunda kanun koyucu tarafından, bir düzenlemenin yapılmış olması, olayı hukukun alanına girmesine sebep olmuştur. Ülkemizde devletin, halkın üzerindeki kılık-kıyafet baskısı kalksa da, memurlar üzerindeki baskısı halen devam etmektedir. Konu ile ilgili herhangi bir mevzuat bulunmasaydı,memurlar da bizden önceki nesiller gibi topluma ve duruma uygun kıyafetler giymesi önünde hiçbir engel olmayacaktı.

            Normal bir insanın ne giymesi gerektiğine kanunlar karar veriyorsa, burada bir anormallik olduğunu hepimizin kabul etmesi gerekir. Ülkemizde, 1982 tarihli Kamu Kurum Ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık Ve Kıyafetine Dair Yönetmelik ilekamu çalışanlarının kılık -kıyafetleri ile ilgili bir düzenleme yapılmıştır. Bütün kamu çalışanları bu yönetmelikle,istisnalar hariç, bir kalıba sokulmaya çalışılmıştır. Zorunlu tutulan kıyafet o meslek için uygun mu değil mi düşünülmemiştir. Her halde burada düşünülen en önemli husus, saygı göstergesi olarak amirin karşısında ceket iliklemek olacak ki, ceket ve kravat aksesuarın en önemli parçası haline getirilmiştir.

Kamu çalışanları için zorunlu hale getirilen kıyafetleri birkaç açıdan irdeleyelim. Duruma, “mesleğe uygunluk” açısından bakacak olursak; erkek bir öğretmenin üzerlerinde ceket bulunması, yazları aşırı derece de terlemelerine, tahtada rahat yazı yazamamasına ve hareketlerinin kısıtlanmasına neden olacağı açıktır.  “Günümüze uygunluk” açısından baktığımızda; 1925 yılındaki yapılmış ve yapanların çoğunun toprak olduğu Bakanlar Kurulu kararını, değişimlerin ışık hızında yaşandığı bir çağda yaşayan insanlara dayatmak tek kelime ile komedidir.Olayı “sosyolojik” açıdan irdeleyecek olursak; takım elbise ve kravat çoğu zaman elitlerin kıyafeti olmuştur. Fransız ve İngiliz saraylarından çıkan giyim şekli, orta sınıfın beyefendi gibi giyinme isteği ile tüm dünyaya yayılmıştır. Günümüzde iş adamı, siyasetçi, akademiysen, bankacı ve üst düzey bürokratların resmi kıyafetidir. Duruma bir de “ironik” açıdan bakalım; yukarıda bahsettiğimiz yönetmelikte, “Kulak ortasından aşağıda favori bırakılmaz. Saçlar, kulağı kapatmayacak biçimde ve normal duruşta enseden gömlek yakasını aşmayacak şekilde uzatılabilir, temiz bakımlı ve taranmış olur. Hergün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz. Bıyık tabii olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez. Üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur, alt uçları dudak hizasından kesilir.” denilmektedir. Sanki bir yol yordam bilmez, afacan bir çocuğa ne yapmasını söyler gibi değil mi? Sizler bu ifadelerden rahatsız olmadınız mı?

Toplum nezdinde, artık eski itibarı olmayan bir mesleğin mensuplarına, üst kesimin giydiği bir kıyafet şeklini, giyinmeye zorlamak kandırmacadan başka bir şey olmayacaktır.

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sınırsız,sınıfsız,sömürüsüz,savaşsız, bir dünyayı özledik

    23 Nisan 2026 Köşe Yazıları

    Ezanla geldik sela ile gideceğiz … Fakir geldik, malımızı, mülkümüzü bırakıp gideceğiz. Hepsini bıraktıklarımız yiyecek beklide onlarda bıraktıklarımız yüzünden kavga edip birbirini yiyecek. Peygamberimiz diyordu ya; ‘’Ümmetimin İmtihanı maldan olacak’’ Hakikaten mal imtihanından önemli bir şey yok  günümüzde. Etrafıma baktığımda miras yüzünden kavga etmeyen aile yok. Nerede sözde dini bütün insan varsa onların bile kavgası  bile mal –mülk … Klasik ritüellere hapsolmuş hesap gününde kendilerinin bu sayede kurtulacağını sanıyorlar. On...
  • FARKINDAMISINIZ KÜRESEL ÇETE ÇÖKÜYOR

    23 Mart 2026 Köşe Yazıları

    Mübarek ramazan ayın da bile yüzlerimiz gülmedi… Her bir tarafımız kan revan içinde kaldı. Maalesef coğrafyamızdaki hesaplar ve oyunlar küresel çeteciler tarafından daha da şiddetlendirilerek bu bölgeyi yaşanamaz hale getirildi. Bu coğrafyanın Müslümanları ne zaman gülecek ya da of be  rahatladık deyip nefes alacak . Ne zaman sınıfsız, sınırsız, savaşsız, ve sömürüsüz bir yaşama kavuşacak … Artık adalet ve  barış yurdu özlemine kavuşmanın zamanı geldi Ama bu özlemin yakın olduğuna inanmaktayım. Çünkü küresel çete, vahşetini zir...
  • Gazze’de Bizim,  Gök Mavi  Ay Yıldızlı Türkistan da

    02 Mart 2026 Köşe Yazıları

    Rahmet Ayı Ramazan’ın ortalarına yaklaştığımız şu günlerde   ibadetlerin bedensel olarak yaptıklarımızın yanı sıra mali  bölümünü asla unutmamalıyız. Özellikle mazlum coğrafyalarda aç açık yaşayan insanlar sadaka ve zekatlarla desteklenmelidir.  Yığdığımız servetleri bu vesile ile temizlemek durumundayız.   Allah,  kitabında yığıp, servet depolayanları ateşle uyarırken Hz Peygamber  hiçbir şeye lanet ve beddua okumazken;  servet depolayanlara beddualar etmiştir. Maalesef insanlık bu kadar zulüm ve ...
  • DİKKAT DOKUNAN YANAR

    04 Eylül 2025 Köşe Yazıları

    Son zamanlarda Türkiye’nin gündeminde hep yolsuzluk ve hırsızlıklar var. Hiç umulmayan  kişilerden neler, neler çıkıyor. Özellikle CHP’li belediyelerin  her gün organize işleri ile gözlerimizi açıyoruz. Ama hırsızın sağı, solu olmaz … Bizler;’’ hırsızlık yapan kızım Fatıma’da olsa da elini kesin’’ diyen peygamberin ümmetiyiz. Kim yapıyorsa mutlaka üzerine gidilmelidir. Toplum bu konuda iyice sıradanlaştı … İnsanlar,  önemsemedikleri gibi dürüst olanları bile saflıkla itham ederek neredeyse  yolsuzluğa teşvik ediyor. Hal ...