logo

SÜLEYMAN SEBA

İbrahim Dülgar

İbrahim Dülgar
ibrahim@sadabadhaber.com

   Beşiktaş’ın efsane golcülerinden Feyyaz Uçar’ın Onursal Başkan Süleyman Seba’ nın arkasından yazdığı  mektup şöyleydi:

           “Ayda yılda bir gelirdi. Yeter de artardı bu geliş. Hepimizi karşısına alır, lafını ortaya söylerdi. Unutulmayacak sözler miydi yoksa onun sözleri mi unutulmazdı, anlamazdık. Sık değiştirmediği kahverengi ceketinin üst cebindeki mendili hep biz kirletirdik. Ya akan burnumuzu ya da kaçan gollerin ardında döktüğümüz gözyaşlarımızı silerdi o mendil. Çocuktuk işte… Ama büyük başkan bizi adam yerine koyar o şanlı formayı ısrarla bize giydirirdi. Adalelerimiz gözüksün diye kısa tuttuğumuz şortumuzu ve malzemeci Ahmet abimizden “ne eeedecen” deyip verdiği tozlukları giyip, çivili kramponlarımızı da yandan bağladığımızda hakikaten koca adamlar gibi dururduk.
 
          Aslında bizi adam yapan o formaydı. “Şeyini şey yaptınız” dediğinde biz neyi kastettiğini bilirdik. Lafını kısa keser, söylediğini de unutmazdı. Belki de hiçbir şeyi unutmadığı için unutulmaz olacak sayın  Seba. Ekranı da pek sevmezdi. Ne önünü ne de arkasını. Onu yazmak o kadar zor ki… Niye ki bu çabam? Onu altın harflerle yazan tarihten daha iyi anlatamam ki… Ben, Metin-Ali’nin Feyyaz’ı, Rıza’nın ön direk takipçisi, Şifo’nun pas duvarı, Les 
Ferdinand’ın çapraz koşucusu, Samet abinin kibarı ben… Seni o aramıza giren herkesten çok seviyorum ve biliyorum ki sen de bu başına buyruk, inatçı evladını seviyorsun… Gitme büyük başkan sakın gitme… Çünkü ben sana gelemedim…”

         Mektupta bizim yaş grubundaki herkes kendinden bir şeyler bulmuştu.15 Ağustos Cuma günü abdestimi alıp, Beşiktaş’ta  bir garip Boyabatlı olarak Ihlamur’a indiğimde siyah beyaz formalı insanlar görünmeye başlamıştı. Çarşıya geldiğimde de her yer siyah beyazdı, heykelin yanındaki binada dev bir Süleyman Seba posteri asılıydı. Akaretlere indim. Tek tük  Trabzon,  Galatasaray formalı ve biraz daha fazla Fenerbahçe formalı insanlarla beraber yoğun  Beşiktaş formalı insanların katılımı vardı. Stadın önüne geldiğimde dev bir Süleyman Seba posteri asılı idi. Biraz daha ilerledim meşhur Bezm-î-ÂlemValide Sultan Caminin önüne gelmiştim. Fenerbahçe Spor Kulübü başkanı sayın Aziz Yıldırım da oradaydı. Ne de olsa sağlığında Süleyman Seba ya en  çok  saygı ve sevgi besleyen, Atatürkçü  veya kendine Atatürkçülere emanet eden bir başkandı. Her hâlükârda başkana desteğimiz sonsuzdu. Başkana yanaştım ve öpüştük. Çelenkler arasından sola hamle yaptığımda caminin girişindeydim, bir hamle daha yaptım caminin giriş kapısının sağındaki mermerler üzerinde namaz kılmak için kendime yer buldum. Bir ön safta antrenör Yılmaz Vural, hakem İlker Meral benim olduğum safta da eski yönetici Nevzat Demir ve antrenör Adnan Dinçer  vardı. Nevzat Demir’e namaz çıkışında “abi helalleştin mi ? “diye kibar bir sataşma yaptım. Oda “tabii tabii”  dedi. Nede  olsa sağlığında Süleyman Seba’ya en sert muhalefeti Nevzat Demir yapmıstı. Bana göre yerden göğe kadar haksızdı.

        Cuma namazı sonrası sıra cenaze namazına geldiğinde  kısa bir süre bekledik Sonra Cumhurbaşkanı  sayın Abdullah Gül geldi. Camide Abdülhamit’e , Valide i Sultan Bezm-î-Âlem‘e dua edip Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’e dua edemeyen müftü  “devlet erkânı ön safta sıkıştı herkes bir adım geri çıksın” diye anons edince büyük çoğunluk yuuuhh çekti. Muhtemeldir topluluk psikolojisi eğitimli olan müftü hemen namaza geçti. Cenaze namazı sonrası helallik alındı. “Muhterem  cemaat bizim dinimizde  cenazede  alkışlamak yoktur. Ayrıca tekbir getirmek te yoktur” dedi. Beşiktaş seyircisi oldum olası toplum değerlerine saygılı olup kesinlikle dayatmayı sevmez. Seyirci hep beraber alkışlar eşliğinde Süleyman Sebay’ı Dolmabahçe’den Feriköy’e ebedi istirahatgâhına uğurladı.

                                                                                                       Mekanın cennet olsun

                                                                                                       Süleyman Seba  …  

Paylaşın:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İnönü’ye Ne Dediler? Ne Cevap Verdi?

    19 Mayıs 2026 Köşe Yazıları

    İnsanlık,  yeryüzünün doyumsuz vahşileri tarafından aynı metotlarla sömürülmeye devam ediyor. Sömürürken de  hiçbir ahlak kuralı, vicdan duygusu göz önünde bulundurulmuyor. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar öyle vahşice katlediliyor ki;  vicdan sahibi hemen herkes,’’ Neden kıyamet kopmuyor? Neden zalimler helak olmuyorlar?  sorusunu soruyor Ama maalesef elden bir şey gelmiyor. Bizler halk olarak hep şunun peşindeyiz; Vuralım, yakalım, yıkalım, öldürelim … Kimi; İsrail’i,  Amerika’yı,  Çin’i, Rusya’yı … Ne Kadar z...
  • Sınırsız,sınıfsız,sömürüsüz,savaşsız, bir dünyayı özledik

    23 Nisan 2026 Köşe Yazıları

    Ezanla geldik sela ile gideceğiz … Fakir geldik, malımızı, mülkümüzü bırakıp gideceğiz. Hepsini bıraktıklarımız yiyecek beklide onlarda bıraktıklarımız yüzünden kavga edip birbirini yiyecek. Peygamberimiz diyordu ya; ‘’Ümmetimin İmtihanı maldan olacak’’ Hakikaten mal imtihanından önemli bir şey yok  günümüzde. Etrafıma baktığımda miras yüzünden kavga etmeyen aile yok. Nerede sözde dini bütün insan varsa onların bile kavgası  bile mal –mülk … Klasik ritüellere hapsolmuş hesap gününde kendilerinin bu sayede kurtulacağını sanıyorlar. On...
  • FARKINDAMISINIZ KÜRESEL ÇETE ÇÖKÜYOR

    23 Mart 2026 Köşe Yazıları

    Mübarek ramazan ayın da bile yüzlerimiz gülmedi… Her bir tarafımız kan revan içinde kaldı. Maalesef coğrafyamızdaki hesaplar ve oyunlar küresel çeteciler tarafından daha da şiddetlendirilerek bu bölgeyi yaşanamaz hale getirildi. Bu coğrafyanın Müslümanları ne zaman gülecek ya da of be  rahatladık deyip nefes alacak . Ne zaman sınıfsız, sınırsız, savaşsız, ve sömürüsüz bir yaşama kavuşacak … Artık adalet ve  barış yurdu özlemine kavuşmanın zamanı geldi Ama bu özlemin yakın olduğuna inanmaktayım. Çünkü küresel çete, vahşetini zir...
  • Gazze’de Bizim,  Gök Mavi  Ay Yıldızlı Türkistan da

    02 Mart 2026 Köşe Yazıları

    Rahmet Ayı Ramazan’ın ortalarına yaklaştığımız şu günlerde   ibadetlerin bedensel olarak yaptıklarımızın yanı sıra mali  bölümünü asla unutmamalıyız. Özellikle mazlum coğrafyalarda aç açık yaşayan insanlar sadaka ve zekatlarla desteklenmelidir.  Yığdığımız servetleri bu vesile ile temizlemek durumundayız.   Allah,  kitabında yığıp, servet depolayanları ateşle uyarırken Hz Peygamber  hiçbir şeye lanet ve beddua okumazken;  servet depolayanlara beddualar etmiştir. Maalesef insanlık bu kadar zulüm ve ...