Bugun...
SANAL DEĞİL, GERÇEĞE BAK


Metin Zor
İMAİL: metinzor58@gmail.com
 
 

Günümüzde; danışmanımız, bilgi başvuru odağımız, arkadaşımız, bastonumuz! ve her şeyimiz olan bilgisayar (İnternet), 1965 yılında Amerika’da, sonrasında değişik ülkelerle birlikte, ülkemizde de ilk  olarak; 1993 te ODTÜ’de, 1994 de EGE Ü.de, 1996 da BOĞAZİÇİ Ü.de kullanılmaya başlanmış. 1999 yılından itibaren, yeni internet alt yapısı (ağı) oluşturulmuştur. 2000 yılından itibaren ise, yaygın olarak, ülkemizde ve dünyada internet kullanılmaya başlanmıştır. Kullanılmaya başlanmasından itibaren, hayatımızda önemli yeri olan internet, gidişatımızı her geçen gün etkilemiştir. İnsanlık adına çok yararlı ve faydalı olan bu buluş, ne yazık ki; yanlı ve yanlış kullanım yüzünden zararlı bir etkileşim alanı bulmuş, sosyal hayata derin yaralar açmıştır. Toplumu yozlaştırmış; bireyleri, aile kavramından uzaklaştırmıştır. (Burada yanlış anlaşılma olmasın. Teknolojiyi yermiyoruz. İnternetin kötü amaçlar için kullanılmasından bahsediyoruz.) Birine, bilemediğin bir şeyi sorduğunuzda, İnternete bak bulursun cevabını alıyorsun. Hesap makinesi çıktığından bu yana, dört işlemi unuttuğumuz gibi. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, internet, kötü bir kullanım aracı değildir. Yeter ki; haddini aşmadan, iyi yerde, olumlu ve yapıcı yönde kullanılsın. Sanal alem tutkunluğu, bireyleri sosyal alemden uzaklaştırmış, toplumda yozlaşmalara sebep olmuştur. Sevgi - saygı ortamı kalmamış, aile bağları erozyona uğramıştır. Öyle ki; Korsanlıkla, adult siteler ile, bilgisayarlara giriliyor. Kimileri sayfa kurup birbirlerine küfrediyorlar. Aklına gelen her yerde, gözümüz hep internette. Selamlaşma yok. Sohbet yok. Birbiriyle ilgilenmek yok. Konuşmak yok, sormak yok. Otobüste, metrobüste, tranvayda, yolda, evde, deniz kenarında. Adeta herkes yanındakine küs.!

Sevgili kardeşim, internetin buluş sebebini mucitlerine sordum. İnsanlığı, aile kavramını, sosyal yaşamı, kişilerarası diyalogu yok etmek, insanların kültürsüzleşmelerini sağlamak, insanları yozlaştırmak için, kullanıma sunmadıklarını ifade ediyorlar. Bizden hatırlatması.

                                                                            ***

 MUHTERİSLER

Kamuda, özel sektörde, sosyal kurumlarda ve dahi siyasi partilerde, hiç eksik olmamışlardır. Kimi zaman tanınmış, kimi zaman da tanınmadan icraatlarına devam etmişlerdir. Velhasıl; bu muhterisler, her kurum ve kuruluşlarda bir köşe, kapmışlardır. 

2013 yılında, Hizmetkarlar ve Yarasalar başlıklı yazımızda, değindiğimiz konuları teyit edercesine, Sabah Gazetesi yazarı, Sayın Şeref Oğuz’un makalesinin bir bölümünü, istifadenize sunmak istiyorum. Bizim tespitlerimize örnek teşkil  edecek bu yazı için de, kendilerine teşekkürü borç biliyorum. ……….. 

“………….Azami ücret talebinde, fakat asgari iş yapma kurnazlığındadır. Bazen, bizzat sizin yöneticinizdir. Hem işi bilmez, hem de kurumun kaynaklarını, makamının gücü sayesinde sömürür, işletmeye değer katmadığı gibi, üreteni bizar eder. İki adım ötedeki spor salonuna, kurumun arabasıyla gider. Bazen, kurumunuzun insan kaynaklarıdır. İş tanımının gerektirmediği yetkinlikleri arar başvurularda… Pozisyonun istediği kabiliyetleri bulmak işidir fakat o işini kötü ve eksik yapar. Kopyala yapıştır tekniğiyle ilan hazırlar, mülakat yapar. Hal böyle olunca, ülkemde pek çok işletme, bizzat kendi İK’larının işgali altındadır. Bazen çağrı servisindekidir. Özensiz dinler, düzensiz cevaplar, çözdüğünü sandığından çok daha fazla dert açar başınıza ve saçınızı başınızı yoldurur size. Bazen evinize çağırdığınız ustadır. Deve yükü ücret talep eder. Ancak, işini ya eksik ya kötü yapar. Giden Ülkenin zamanı, sizin zamanınızdır. Bazen bu haydutlar, çalışma arkadaşlarınızdır. Değer zinciri içinde öylesine değersiz davranırlar ki, sizin de performansınız düşer. …….” Diyerek devam ediyor.

Evet, her alanda yer kapmış bu muhterisler ve dahi yarasalar var olduğu müddetçe, emekçiler, emeklerinin karşılığını alamayacak, mağdur olacaklar. Kimyası ve motivasyonları bozulacak, hizmet sunamaz hale gelecekler. Belki de mensubu olduğu kurumdan, istemeyerekte olsa ayrılacak, azmi kırılmış ise, dünyaya bile küserek gözlerden uzaklaşacaktır.

Gerçek insanlığın yok edilmemesi için, sanal alemcilere ve muhterislere fırsat verilmeyen bir dünya için, müspetler el ele….

 

Vesselam,

Metin ZOR

 

 



Bu yazı 1247 defa okunmuştur.

YORUMLAR
2 Yorum

İsmail Hakkı ACAR
25-11-2015 11:44:00

Özellikle "Sanal Âlem" yazınız çok mükemmel ve tamamen gerçekleri yansıtıyor. İnşallah sanal âlem gezintilerini gerekli olduğu zamanlar dışında bırakır da insanî ilişkilerimizi artırma çabasına gireriz. Selamlar.

Tamer Tufan
23-11-2015 14:06:00

Her modern buluş gibi internetide kendi örf,adet ve kötü huylarımıza göre kullanıyoruz.Girin herhangibir internet kafeye ve ekranlara göz atın..Nekadar abuk subuk yayın varsa girilmiş durumda.Bilgi sayarın ilk zamanlardaki adı KOMPİTÜR-BİLGİ İŞLEM di.Bakın bakalım bugün bilgisayarların % de kaçı bilgi ile ilgili işlem yapıyor?rnDünyada ulaşım için yapılmış araçlar ülkemizde trafik terörü yaratmış,hergün onlarca kişi trafik kazasında hayatını kaybediyor.Çünkü biz o araçlarıda yanlış yüklüyoruz,yanlış kullanıyoruz,yanlış sürüyoruz.rnSaygılarımlaç

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?


YUKARI