Bugun...
O OLMAK, YA DA OLMAMAK


Metin Zor
İMAİL: metinzor58@gmail.com
 
 

O demişken, geçmişte yaşandığı rivayet edilen bir konuyu siz değerli okurlarıma aktarmak suretiyle, insani değerlerden söz etmeye çalışacağım.

 Siyasetçinin biri milletvekili adayı olduğu için, her seçim döneminde oldu gibi ve adet olduğu üzre, kendi bölgesinde siyasi çalışmalara ve mitinglere katılır, zaman zaman da, köylerde-kasabalarda bireysel mitingler tertip edermiş. Bir gün kasabanın birinde miting esnasında konuşma yaparken, meydanın biraz uzak köşesinde, şapkasını öne eğmiş, oturur vaziyette birini görür, dikkatini çeker ve yanındakilere sorar. O kişi bizi dinlemiyor, yoksa bize rey vermeyecek mi der. Yanındakiler hemen koşar adım o kişinin yanına gider aynı soruyu sorarlar, “Sen mebus adayımızı dinlemiyon, yoksa rey  vermeyeceksin” derler ve şu cevabı alırlar. “Gedin oğa  söylen, ben reyimi ona vercem.” Der. Zamanı gelir seçimler gerçekleşir, bizim mebus adayımız, mebusluğu ! kazanııııır… Miting esnasında uzak köşede oturan O adam, Ankara’ya mebusumuzu ziyarete gider. Meclis girişinde gerekli işlemleri yaptırır ve sayın mebusumuzun makamına ulaşmayı başarır. Sekreter sorar, “buyurun nasıl yardımcı olabilirim”  der. O da sayın mebus’la görüşme talebini iletir. Sekreter bu sefer de, memleketini ve adını soyadını sorar ki, kaydını alarak sayın mebusumuza iletip, görüşmelerini sağlayabilsin. Fakat o kişi bir türlü adını söylemez ve şu ifadeyi kullanır. “Bak gızım, O na de ki, O geldi.” Sekreter başka çıkar yol bulamaz ve mebus huzuruna çıkar. “Efendim, dışarıda  O  olduğunu söyleyen bir ziyaretçiniz var, zatialinizle görüşmek ister, bir türlü adını söylemiyor.”der. Sayın mebus, geçmişte yaşadığı  bu anıyı  hemen hatırlar ve cevaben, “O na deki,  O artık O değil”  Bu gelişme üzerine, benim vatandaşım ! kasketini  koltuğunun altından çıkarır, başına koyar, sekoğunu da kucağından indirir, omuzuna atar ve sessiiizce, memleketinin yolunu tutaaaaar  ve gideeeeer……………….. Kıssadan hisse. Ağnıyan ağnasın.

İnsan, nerede doğacağını, nerede dünyaya gözünü açacağını, doğuda mı, batıda mı. Kuzeyde mi, güneyde mi doğma  kararını verme olanağına sahip değildir. Zenci, arap, sarışın, beyaz olma gibi tercih de kullanamaz. İnsan olmanın masumiyeti  işte bu gerçeklerde saklı. İşte bu masumiyetle doğan ve dünyaya gözünü açan insan, saftır, temizdir, paktır. İnsana ve insanlığa hor bakmamak gerekiyor. Kim iyi kim kötü, kim alim kim zalim. Ona kişiler değil, Allaah(cc) karar verir. Diğer açıdan bakacak olursak, tüm insanlık, doğuştan itibaren, öncelikle ailesinden aldığı terbiye ve farkında olmadan,görsel eğitimleri beynine yansıtır ve kaydeder. Yaşam sonuna dek bu izi silemez. Onun içindir ki başlangıçtaki eğitimin, insanoğlunda çok büyük etkisi vardır. Sahip olduğu kişiliğe ve makama bu izler yön verir.

İnsan, çok değerli bir varlıktır. Bu değerli varlık, öncelikle kendisine saygı duymalı  ve kendisiyle barışık olmalıdır. Bir insan, diğer insanlara karşı, sevgi ve saygı dolu duygular içinde olmalı, kişileri olduğu gibi kabullenmesini bilmelidir. İnsanlığın gereklerini, daha doğrusu, yaratılış gayesini bilmediğimiz sürece, görevlerimizi de yerine getirmemiş oluruz. Ne olursak olalım, fakat görevlerimizi  unutmayalım. İyilik, yardımseverlik, saygı, sevgi  gibi çok değerli olgular, bir insanda var olmalıdır. Bunlar, insanlığın olmazsa olmazlarıdır. Her türlü cahilliğe, yobazlığa, hokkabazlığa, samimiyetsizliğe, adaletsizliğe ve riyakarlığa karşı çıkılmalıdır. Sabır, azim, inanç, sadakat, tevekkül  her ne varsa insanda da o olmalıdır.

Tüm  evren de, yaratılmışlar sahipsiz değildir. Dünya üzerindeki tüm varlıklar da, kendiliğinden ve amaçsız oluşturulmamıştır. Görevi ve sebebi vardır. Değerli varlık olan O İNSANIN DA…..

Vesselam,



Bu yazı 1154 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?


YUKARI