Bugun...
Müşrikler Dindar, Peygamberler İse Devrimciydi.


Cemil ÖGÜTCÜ Müsadenizle
sadabadhaber@gmail.com
 
 

Tüm Peygamberler devrimcidir. Çığlıkların arşı alaya yükseldiği, sömürünün zulme dönüştüğü, erkeklerin köle pazarlarında satıldığı, kadınların cariye olarak vitrinlerde  pazarlandığı, Küçücük  kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, Faiz, tefecilik,talan ve yalanın akıl almaz boyutlara ulaştığı dönemlerde peygamberler elçi  ve kurtarıcı olarak gönderilmiştir. İbrahim de Musa’da İsa’da Hz. Muhammed’te bu ortamlarda gelmiştir.

Hal böyleyken tüm peygamberler devrimcidirler … Mevcut düzene , gidişata bürokratik oligarşiye çomak soktukları için düşman edindiler.Kaldı ki Mekke’de Yönetimin başında olanlar, sistemden memnun kalanlar, düzenin devamı için var güçleri ile peygambere savaş açanlar; başta Ebu Cehil, Velid Bin Mugire, Ebu Leheb, Ebu Sufyan ve diğerleri; dindar, muhafazakar insanlardı. Hac yapar sıkça Kabe’yi tavaf ederlerdi … Oruç tutar, namaz kılarlardı… 40’ta bir Zekat verir kapitalizmin devamı köleliğin istikrarı için kırpıntı  sadakalarını kölelerden esirgemezlerdi.   Sözde Haniftiler yani Müslüman idiler…  Mekkeli  zamanın kodaman seçkin müşrikleri;  ‘’bu Muhammet dini bozuyor Allah’a iftira atıyor’’ diyorlardı.

Firavun’ da aynı gerekçeleri sunuyordu; ben bu Musa’nın sizin dininizi değiştirmesinden korkuyorum diyordu. Mısır firavunları da,  Mekkeli Müşriklerde dini savunarak peygamberlerle mücadele ediyordu

Diyanet İşleri:  Firavun dedi ki: “Bırakın beni, Mûsâ’yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum.” Mümin 26

Sarıklı, cüppeli hepsi sakallı idiler… Asla Ritüellerden vazgeçmezler, bilakis sömürü aracı olarak dini  iyi kullanırlardı. Hz. Peygambere;  ‘’tek olan Allah’a inandıklarını beyan eder; ‘’ putlara, ’’ bizleri Allah’a yaklaştırsın diye’’ inandıklarını vurgularlardı … Tıpkı bugün ki gibi…

 - Diyanet İşleri:  İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara (putlara) sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez. ZÜMER SURESİ 3

Şöyle diyordu Ebu Cehil ve türevleri: Ey Muhammed, bizler Allah’a inanıyoruz, ibadetlerimizi yerine getiriyoruz … Kabe’yi her gün yıkıyor,  hacıları çok güzel ağırlıyoruz. Sen ise sistemimizi düzenimizi bozuyorsun …  Eşitlik,özgürlük, kardeşlik, adalet ,paylaşım diye bir şeyler çıkardın. Biz, babası bile belli olmayan şu;  kara, kuru, pis kokulu Bilal’le nasıl eşit oluruz diyorlardı.

Vazgeç  bu mücadelenden, seni başımıza başkan yapalım … Sen Mekke’nin en zengini ol, Mekke’nin en güzel kızları ile evlendirip Cariye ve köleleri  önüne hizmetkar yapalım.( Kölelik ve Cariyelik o zamanlar en önemli ticaret ve üretim aracıydı. Savaşlarda esir düşen erkekler köle, kadınlar ise Cariye oluyordu. Birde faiz ve tefecilikten borcunu ödeyemeyen  erkekler Köle, kadınlar ise Cariye olarak alacaklının malı oluyor, ardından köle pazarlarında satılıyordu) İşte Mekkeli   dindar tefeci Bezirganlarının her birinin binlerce Köle ve Cariyesi vardı. Ticari meta olarak müthiş bir gelir elde ediyorlardı.

 Bu şartlarda Hz. Muhammed elçi olarak gönderilmişti. Mekke’nin tefecileri, düzenin koruyucuları; Ey Muhammet : düzenimizi bozma? Zenginliklerimize, bağ bahçe, hurmalıklarımıza, kölelik sistemimize, altın ve gümüşlerimize, ticaret, kervanlarımıza, ipek kumaşlarımıza, at ve develerimize özetle zenginliğimize ve sömürümüze asla dokundurtmayız diyorlardı…. Hz. Peygamber ise bir elime güneşi, bir elime de ay’ı verseniz  Mekke’nin tamamını da hediye etseniz asla davamdan vazgeçmem … Ben adaletin tesisi, Emanet ve ehliyetin vukuu bulması, maslahatın yer edinmesi, köle ve cariyeliğin sonlandırılması,eşit paylaşımın olması, imtiyazların kalması, insanların sömürülmemesi, kız çocuklarının diri diri gömülmemsi,vahşet ve kanın durması, adaletli refah içinde yaşayan bir toplumun inşası için gönderildim ve müjdelendim diyordu.

Mübarek peygamber, 23 yıldır sadece bu temel esas üzerine mücadele etti ve başardı. Görevini tamamladı. Mücadele asla ritüelcilik değildi. Sınıfsız,sınırsız,sömürüsüz,savaşsız bir dünya mücadelesine girdi. Kaldı ki Mekkeli Kapitalist zengin çetelerin düzeni de ritüelcilik değildi…  Sadece sistemlerine çomak sokulmasından rahatsızlardı. Peygamber; servetlerine, imtiyazlarını,çılgınlık ve sömürülerine,Faiz ve tefecilik gelirlerine, köle ve Cariye ticaretinin ardından gelen toplumsal çığlıklarına çomak soktuğu içindir karşısında bunları buluyordu.

Onun için Hz. Peygamber, taban hareketi ile, kölelerle, fakir ve yoksullarla hareketini sürdürmüştür. Mesajı da açıktır… ‘’Allah’tan başka İlah yoktur …  Her şeyin sahibi, Mülkün sahibi  Allah’tır. İnsanlar eşittir, emanet ehline verilmelidir… Dünyalık işler istişare ile yapılacaktır. Kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur. İmtiyaz ortadan kaldırılmıştır. Faiz ve tefecilik kaldırılmıştır.

 Sonuç’ta hep vurgu yaparım; Kureyş’in en zenginlerinden 1. Halife HZ. Ebubekir ile köle Bilal’i eşitleyen ve aynı seviyeye getiren insanlığın bulduğu bir sistem yoktur.

Allah,  İbrahim’e de Musa’ya da İsa’ya da Hz. Muhammed’e de aynı sistemi müjdeleyici olarak göndermiş ve insanlığa hediye etmiştir.

Maalesef bizlere ise 15 Asırdır hala cami minberlerinde, mekteplerde, mızraklı ve mızraksız ilmihallerde, denize girmek, sakız çiğnemek orucu bozar mı?  Namaz dayken  3 defadan fazla kaşınırsan mekruh mudur ya da namaz bozulur mu …  Arafat tayken bit ve  böceği öldürürsen cezan ne olacak?  Abdestsiz sakın Kur’an’a yaklaşma diyerek Kur’an’dan uzaklaştırma projesini uygulatıyorlar ve yutturuyorlar.

Bir de; bir damla içki içmediğin zaman, kadınların saçını tek telini göstermediği an, cenneti  garanti altına almuş oluyorsun.  Hele bir de zaman zaman  cemaati  kaçırmayarak camide namaz kılarsanız 4+4 lük Müslüman oluyorsunuz.  15 Asırdır din diye bizlere anlattıkları benzer şeylerdir.

Ama Ege ve Akdeniz sahillerinde ölen binlerce insan, Afrika’da, Somali’de her yıl  açlıktan ölen yüz binlerce çocuk, tıpkı cahiliye dönemlerindeki gibi hangi suçlarından dolayı öldüler ve öldürüldüler  diye sorgulayan yoktur.

İşte; Peygamberler bu katliam ve zulümleri sorguluyorlardı.Onun için devrimciydiler ve aynı zamanda dindardılar



Bu yazı 1990 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?


YUKARI