Bugun...
Her İki Bayramımız da Kutlu Olsun


Cemil ÖGÜTCÜ Müsadenizle
sadabadhaber@gmail.com
 
 

Şükürler olsun Temmuz Ayı’nda iki bayramı birlikte yaşadık Birincisi; 86 yıl sonra Ayasofya’mıza kavuşarak hasretimiz son buldu. İkincisi ise Mübarek Kurban Bayramını huzur içinde millet olarak birlikte yaşamamızdır.

Daha ergenlik çağına girmeden rahmetli  babam bizleri her yıl ülkenin her bir tarafında organize edilen Fetih Kutlamalarına gönderirdi. Bu kutlamaların organizasyonu Milli Selamet Partisi ile başlayıp Refah ve Fazilet Partileri  ile devam etti.

Rahmetli Erbakan Hocamız, Fetih Kutlamalarına çok önem verir 29 Mayıs günü  her yıl istikrarlı olarak aksamadan kutlanırdı. Kutlama yapılacak il, günler öncesinden hazırlık yapar,  29 mayıs geldiğinde de o şehre yurdun her tarafından on binlerce insan akın ederdi. En Küçük bir Fetih Kutlaması  bile 100 binin altına düşmezdi. O gün o şehir bayram havası  yaşar,  renga renk tarihi görüntülerle sanki yeniden fetih yaşanırdı.  Şehrin en büyük ana  caddelerinde illerden gelen teşkilatların kortej  geçişleri  olur ardından kutlamanın yapılacağı stada ulaşılırdı. Sultan Fatih  ve  İstanbul’un Fethi aynısıyla eş değerde canlandırılır,  insanların yüreğindeki coşku zirveye çıkarken kutlamalara katılanlar,  sanki fethi yeniden yaşardı.

Bu animasyonların sonunda çok büyük tezahüratlarla Rahmetli Erbakan Hocamız kürsüye gelerek yaklaşık 1-2 saat Sultan Fatih’i ve Fethi müthiş bir  şekilde anlatır dünyaya mesaj verirdi. Fetih Mitingleri;  Milli Görüş Camiası’nın adeta yıllık kongresi, kurultayı gibi yapılırdı. Bu mitinglerin vazgeçilmez tutkusu ise Ayasofya’ydı. Milyonlar,  Ayasofya hasretiyle yaşardı. Milli Görüş’ün temel sloganlarından biri de ‘’Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın’’ idi. Tüm Fetih Mitinglerinde bu slogan yeri göğü inletirdi. Erbakan Hocamız ise kendi üslubu ve gür sesiyle Ayasofya’yı Açacağız diyerek vuslat hasreti çeken milyonların yüreğine su serperdi. Fetih Mitinglerinin tamamına giden biri olarak çocukluğumdan bu güne kadar bu duyguyu hep yaşadım.

Sonraki yıllarda Ayasofya konusu gündemden biraz düştü. Yoğun Türkiye gündeminin biraz gerilerinde kaldı. Ama Milletin Ayasofya aşkı maalesef bir sürgün vermişçesine hiç dinmedi. Elbette bu aşkı geçmişiyle yaşayanlardan biri de Erbakan Hocamızın talebesi Cumhur Reisimiz Tayyip Erdoğan’dı. Hemen herkes bu zincirleri Tayyip  Erdoğan’ın kıracağını biliyor, güveniyor, sabrediyordu. Doğrusu bu beklentiyi de en iyi bilen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dı.

Ve beklenen gün geldi Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’yı bir Cuma Günü’nde Cuma Namazı’nda Fatih’e Fethe ve Milli Ruha yakışacak şekilde yüz binlerin iştirakiyle açtı. Zaman  ve Zemini iyi ayarlanarak açılan Ayasofya, bir liderin cesaretinin de en güzel örneğiydi. Açıkçası bana göre kolay değildi bu mabedi açmak.  86 yıldır kimse bu konunun yanından yöresinden geçemedi. Birkaç Marjinal çıkışın aksine  85 Milyon insanımızda, Sivil Toplum ve Siyasi Partilerimizin de hiç biri karşı çıkmadı. Zaten Ayasofya’nın açılışına karşı çıkmak milletin ruhuna karşı çıkmak anlamına geliyordu.

Hal böyleyken 86 yıllık Vuslat hasreti sona erdi. Çok teşekkür ediyoruz;  Sayın Cumhurbaşkanımıza, emeği geçenlere, destekleyenlere, milletimize, istemeyenler olsa da en azından ses çıkarmayıp bütünlüğümüze helal getirmeyenlere teşekkür ediyoruz.

Ayrıca  bu konuyu sürekli gündem de tutan Hocamız Necmettin Erbakan’a onun vasiyeti niteliğindeki bu konuyu çözdüğü için talebesi  Reis’i Cumhurumuz Tayyip Erdoğan’a sonsuz teşekkür ediyoruz.

Her iki bayramımız da kutlu olsun.

CEMİL ÖĞÜTCÜ

24/ 07/2020 Cuma



Bu yazı 10421 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR

Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz?


YUKARI