COVID 19 PANDEMİSİ SONRASI İNŞAAT SEKTÖRÜ


Mecit Bülent Yeşil
sadabadhaber@gmail.com
 
 


COVID 19 pandemisi şüphesiz tüm dünyanın ortak düşmanı olmuş durumdadır. Tarih boyunca dünyamız, benzeri hastalıklara karşı mücadele etmiş, hepsinin de üstesinden gelmeyi bilmştir. Devletler bir yandan bu amansız düşmana karşı savaş verirken bir yandan da bozulan ekonomilerini tamir etme arayışı ve bir an evvel pandemi öncesi hayata geri dönüş planları içerisindeler. Özellikle pandemi sonrası birçok alanda dijital dönüşüm bekleniyor. Bu durumda belki de temelleri Almanya’da atılan Endüstri 4.0’ın istemsiz bir şekilde uygulandığını söylemek mümkün olabilir. Bilişim tabanlı üretim felsefesine dayanan Endüstri 4.0pandemi neticesinde artık hayatlarımızın bir parçası haline gelmiş durumdadır.

COVID 19 pandemisinden negatif yönde etkilenen sektörlere odaklanacak olursak kuşkusuz İnşaat sektörünün başı çektiğini söyleyebiliriz. Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat sektörü pandemi nedeni ile oldukça zor günlerden geçiyor.

4 MİLYON 228 BİN İŞŞİSİZN 640 BİNİ İNŞAAT SEKTÖRÜ ÇALIŞANI

Türkiye'de inşaat sektörü geçen yıl 231 milyar 908 milyon 295 bin liralık büyüklük ile milli gelirden yüzde 5,4 pay aldı. Gayrimenkul faaliyetleri ise 285 milyar 744 milyon 967 bin lira ile milli gelirin yüzde 6,7'sini oluşturdu. İnşaat sektöründe bu yılın şubat ayı itibarıyla 1 milyon 395 bin çalışan bulunuyor. Bu da toplam 26 milyon 753 bin olan istihdamın yüzde 5,2'sini oluşturuyor. Bu dönemde işsiz kalan 4 milyon 228 bin kişinin 640 binini inşaat sektörü çalışanlarının oluşturduğu görülüyor.

PANDEMİ SONRASI SEKTÖRÜN KREDİ TALEBİ ARTTI

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 30 Nisan itibarıyla tüketiciler 210 milyar 897 milyon liralık konut kredisi kullandı. Bu rakam yıl başında 199 milyar 268 milyon lira düzeyinde bulunuyordu. İnşaat sektörünün kullandığı toplam nakdi krediler ise 2019'un mart ayında 234 milyar 380,9 milyon lira seviyesinden, bu yılın aynı ayında 260 milyar 190,2 milyon liraya yükseldi. Bu da sektörün Covid-19 sonrası kredi talebinin arttığını ortaya koyuyor. Sektörün bu krediler sayesinde biraz nefes aldığı rahatça görülebilmekte. Özellikle stoklardaki dairelerin, satıldığı ve şirketlerin nakit ihtiyaçlarının kısa vadede çözüldüğü anlaşılmakta.

PEKİ UZUN VADE DE

Teknoloji Alanında ki gelişmeler, sektörde ki dijitalleşme, inovatif malzemeler, giyilebilir teknoloji, dijital işbirliği ve hareketlilik, nesnelerin interneti gibi teknik konuları projelerimize ve uygularımıza adapte etmeliyiz. Tabi ki doğayı, insanı ve yaşana bilirliği  unutmadan.

Bilinmeli ki; müstakil, villa, bahçeli ve balkonlu ev tercihleri artmakta, peyzaj alanı ve yürüyüş parkuru geniş bir alana yayılan projelerin tüketicilerin satın alma kararında etkili olacağı biliniyor.

Pandemi sonrası,  sakin ve nezih bir yaşam tarzı sunmaları, kendi kendine yeten kent sistemleri olarak kurgulanmaları ve müstakil kullanım alanı alternatiflerinin daha çeşitli olması gibi özelliklerinin ön plana çıktığı görülüyor. Kent içinden kent dışına doğru gidildikçe projelerde daha geniş açık alan ve bahçe kullanımının olduğu görülüyor. Diğer taraftan salgınla birlikte pazarda ulaşılabilir fiyatlı müstakil evleri içerecek projeler için bir talep oluşması söz konusu olacaktır.

 

(Bu talebin oluşması kaçınılmaz, bu süreçte çok önemli bir konu da kent trafiği.

Bu tarz proje alanlarını kent dışına yapılması ve bu alanlara ulaşımın kolay olması gerekmektedir.

Mesafelerin uzaklaştığı durumlar da, mesafeyi kısaltmanın en basit yöntemi trafiksiz yollar da hızlı ulaşımdır. Bunu yapmanın iki yolu var; biri hızlı toplu taşıma, diğeri ise trafiksiz hızlı oto yollar.

Bu konuda tüm inşaat firmaları da kafa yormalı, yerel ve merkezi yönetimlere teklif ve öneriler sunmalıdır. Bu durum yapacağımız ve yaptığımız projelerin ve yaşadığımız kentin, kalitesini artıracak en önemli unsurdur. Ayrıca insan psikolojisi ve ülke ekonomisine katkısı da cabası.)

İnsan faktörüne gelince; İnşaat sektörünün pandemiden yoğun etkilenmesinin başka bir nedeni ise saha uygulamalarında ihtiyaç duyulan iş gücü. Bunların başında iş güvenliği uygulamalarının geliştirilmesi geliyor.

Bu konuda, Harvard Üniversitesi Profesörü AmyEdmondson’ın şu sözlerini hatırlamak gerekiyor “Psikolojik iş güvenliği kişinin fikir, soru, endişe veya hatalardan bahsettiği için cezalandırılmayacağı veya küçük düşürülmeyeceğine inanmasıdır.” İnşaat sektörü gibi tehlikelerle dolu ve küçük hataların telafi edilemediği bir sektörde çalışanların psikolojik olarak güvende olduklarına inanmaları oldukça zor. Bu nedenle pandemi sonrası sektörde belki de en büyük dönüşümün bu anlamda olacağını söyleyebiliriz. Birçok çalışan kendi güvenliğini sağlayabileceğine inanacak ve iş güvenliği uygulamalarına bireysel olarak büyük katkıda bulunacak.

Sosyal mesafenin korunmasının da yine çalışma ortamını daha güvenli hale getirebileceğini ve psikolojik iş güvenliğini artıracağını söylemek güç olmasa gerek. Özellikle psikolojik iş güvenliği anlamında firmaların göstereceği türlü çabalarfirmaların verimliğini artıracak ve sektörün bundan sonra pandemi gibi çokta öngörülemeyen durumlara hazırlıklı olmasını sağlayacaktır.

Pandemi sonrasında inşaat sektöründe bir başka dönüşümünde çalışanlar arası iletişim, sosyal mesafe ve kurumsal kültür alanında olabileceğini söyleyebiliriz. Özellikle iletişim artık daha farklı kanallardan yapılabilecek ve dijital dönüşümün bir getirisi olan zaman tasarrufu sağlanabilecek. Etkin sosyal mesafe uygulaması sayesinde yalnızca salgın hastalıklara karşı değil türlü hastalıklara karşı önlem alınmış olabilecek, çalışanlar daha sağlıklı bir çalışma ortamında bulundukları düşüncesi ile daha verimli iş üretebilecek ve kurumsal kültür büyük oranda daha mesafeli fakat daha etkin bir yapıya bürünebilecek.

 

Sağlıcakla kalın…

22.07.2020

Mecit Bülent Yeşil

 

 

 



Tarih: 22.07.2020 10:11